Ben sevmedim, hatta benim için ciddi hayal kırıklığı oldu kitap. Biraz uzun olacak, başka başka konulara değineceğim, baştan belirteyim.
Ercan Taner ve Mert Aydın, Ateş Arabaları isimli enfes bir radyo programı yapmışlar zamanında. Sedat Simavi Ödülü ile de bu programın güzelliği tescillenmiş. Ben bizim bu programdan öykünerek yapacağımız podcast kaydı için Ateş Arabaları'nın Soundcloud'da yer alan kayıtlarını dinlemeye başladım. Tesadüf bu ya ben porgramı dinlemeye başladığım zamanlarda Rıdvan Dilmen'in bir spor programında yaptığı anlamsız FETÖ çıkışı sonrası medya camiasında bir hareketlilik oldu. Özellikle Ercan Taner ve Fatih Altaylı'nın birbirlerine karşı seviyesizce attığı twitler baya konuşuldu. Şimdi ben, internet üzerinden yazılar ve podcastler yayımlayan Plase Dergi bünyesinde gönüllü olarak görev alıyorum. Başta redaktörlük yapıyordum zamanla bu görev yayımlanacak yazıyı belirleme, sayfa düzenini üstlenme gibi şeylere de evrildi, geldiğim noktada editörlük görev tanımı altında, hepsini oraya girdikten sonra tanıdığım pek çok iyi niyetli insanlar beraber bir şeyler üretmeye çabalıyorum(z). O gece bu twitler vs. bizim whatsapp grubumuzda da konuşuldu haliyle. Bazı arkadaşlar Ercan Taner nasıl böyle şeyler yazar deyince ben de ''Ercan Taner'i ben sadece spiker olarak biliyorum, bir de Ateş Arabaları var, nefis program ama başka bir şeyini bilmiyorum, tanımadığım biri o yüzden şaşırdım diyemem belki böyle biridir.'' dedim. Bunun üzerine bir arkadaşımız ''Adamın lakabı ''sir'' daha ne olsun.'' dedi. Bu lakabını ilk kez duydum. Ercan Taner benim, genelin aksine, spikerliğini de çok sevmediğim birisi. Sesi benim kulağımı tırmalar ki bu çok öznel bir şey elbette. Ben Ercan Taner'in spikerliğine laf edemem, sadece öznel olarak ben sevmiyorum diyorum. Sonrasında bir