joy of missing out

joy of missing out
@plasticsezimder
Sosyal Hizmet Uzmanı
Selçuk Üniversitesi
Shangri-La
18 Ağustos
158 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Yahudiler de İsrail'in dünyanın merkezine konumlandığına ve Kudüs Tapınağı'nın temel taşının dünyanın kuruluşunu temsil ettiğine inanırlar. Kudüs Tapınağı (Kub- bet-üs-Sahra, Tapınak Tepesi) yeraltı sularının derinliklerine (tehom) kadar uzanır. Kudüs Tapınağı tam da tehom'un üzerinde konumlanmıştır; tehom, Babillilerin apsû'sünün (yani Yaratılış'tan önceki ilk denizin) İbrani muadilidir. Apsû ve tehom su ile ilgili kaosu, kozmik maddenin biçimlenmeden önceki halini ve aynı zamanda da ölümün dünyasını, yaşamı önceleyen ve takip eden şeylerin dünyasını simgeler. Dolayısıyla Kudüs Tapınağı ölüler diyarı (cehennem) ile yeryüzü arasındaki kesişme ve iletişim noktasını oluşturur
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir yere yerleşmenin -bir köy veya sadece bir ev inşa etmenin- ciddi bir kararı temsil etmesinin nedeni budur, çünkü tam da insanın varoluşuyla ilgilidir; kısacası, insan kendi dünyasını yaratmak ve onu koruyup yenileme sorumluluğunu üstlenmek zorundadır. Meskenleri değiştirmek kolay değildir, çünkü insanın dünyasını terk etmesi kolay değildir. Ev bir nesne, "içinde yaşanacak bir makine" değildir; ev, tanrıların paradigmatik yaratışını, yani kozmogoniyi taklit eden insanın kendisi için inşa ettiği evrendir.
Moğol çadırının tam ortasında tepedeki delikten geçen bir direk vardır. Bu direk simgesel olarak "Dünyanın Direği", yani dünyanın ekseni (axis mundi) ile özdeşleştirilir. Bu eksen dünyanın pek çok yerinde ya evi destekleyen bir merkez sütun ile ya da "Dünya Direkleri" adı verilen kazıklar ile temsil edilir. Başka bir deyişle, kozmik simgecilik gündelik meskenlerin yapısında mevcuttur. Ev, evrenin bir imgesidir (imago mundi). Gökyüzü merkezdeki bir ana sütunun desteklediği uçsuz bucaksız bir çadır olarak kavrandığından, çadır direği ya da evin ana direği Dünya'nın Direkleri'ne benzetilir ve öyle adlandırılır.
Bundan sonra artık hiçbir şey demeden, ne hızlı ne yavaş, tam olması gereken tempoda dosdoğru yürüyelim. Bu yol nereye gidiyor? Bunu büyüyen bir asmaya sormalısın. Asma sana cevap verecektir: “Hiç bilmiyorum. Ama güneşe doğru büyüyorum.”
Bizler ne olursa olsun, kaygı duymadan yaşamaya niyetliyiz. Kaçmıyoruz. Yaşamı beklemeye alıyoruz. Bu kaygısızlık. Bizim duygularımıza tam olarak uyan ve hızla akan berrak suyun dokunuşuna sahip sanatın sadece artık asıl gerçek olduğunu hissediyoruz. Bir hayata ya da bir isme ihtiyacı olmayan kimseleriz. Öyle olmasaydık, bu zorluğun üstesinden asla gelemezdik bence. Havada uçan kuşlara bakın. İdeolojiler, felsefeler, yani “-izm”ler mühim değil. Böyle şeylerle üzerini kapatmak işe yaramaz. Sadece bir dokunuşla, o insanın saflık derecesi anlaşılır. Sorun dokunmaktır. Ritimdir. Etrafa zarafet saçmayan şeylerin hepsi taklittir