joy of missing out

joy of missing out
@plasticsezimder
Vrykolakas vakaları, normalde yaşayanların bedenlerini işgal eden iblislerin bazen de "ölülerin bedenlerini ele geçirmesi" olarak tanımlanınca, yapılması uygun görülen uygulama da, canlılara yapıldığı gibi, şeytan çıkartmaydı. Kilise yönetimi mezardan çıkarıp kazık saplama ve ceset yakma uygulamalarını engellemek için bir şekilde hem yerleşik adetlere yakın hem de dogmaya uygun bu metodu geliştirmişti. Bu açıklama uyarınca ancak ve ancak kilise görevlilerinin uygulayabileceği şeytan çıkartma ritüeliyle kontrol altına alınabilen vrykolakasın ortaya çıkma nedeniyse halkın suçuydu. Çünkü şeytan ve iblislerin cesetleri kontrol altına alabilecek kadar güçlenebilmelerinin nedenleri halkın inancının kuvvetsizliği ve vrykolakasın varlığına olan yanlış inançlarıydı. Vrykolakas olduğunu sandıkları şey aslında Tanrı'nın onların zayıf itikatları nedeniyle uyguladığı komünal cezalandırma yöntemiydi ve bunun gerçekleşmemesi için alabilecekleri önlem, kilisenin yolundan sapmamaktı.
Reklam
Ne var ki, İrlandalı edebiyatçı Bram Stoker'ın "modern vampir" fenomeninin yapıtaşı sayılan Kont Drakula karakterinin doğaüstü öğelerini yaratırken kullandığı kaynak, zannedilenin aksine Eflak Beyi III. Vlad ( 143 1 - 1 476) , namı diğer Kazıklı Voyvoda'nın gerçek yaşam öyküsü değil, erken modern Osmanlı Avrupası'nda oldukça yaygın bir inanış olan "folklorik vampir" söylencesiydi. Hatta romanı yazarken Stoker'a danışmanlık yapan Macar Türkolog Armin Vambery ( 1 832- 1 9 1 3 ) , aynı zamanda Drakula'daki doğaüstü varlığa oldukça benzeyen Çerkes-Tatar oburların anlatıldığı Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin 19. yüzyıl kopyasının altıncı cildinin dibacesini de yazmıştı.
7/10
·148 syf.·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 23:18
·
2025 46. kitabı
Ahmet T. Karamustafa
7.9/10 · 135 okunma
Vahidi'ye göre Haydariler insan yüzünün Peygamberlik Ruhunu yansıtan bir ayna olduğuna inanırdı. Özellikle bir Haydarinin yüzünün evreni ışıtan güneşe benzediğini, dolayısıyla da tozsuz tutulması gerektiğini ileri sürüyorlardı: sakal kazımak da bundan çıkma. Bıyığa ise, Haydarilere göre bıyığını hiç kesmemiş ya da düzeltmemiş olan Hz. Ali'nin örneğine uyarak hiç dokunmazlardı. Kıvrık saç lüleleri hayvansı nefse karşı direnci temsil ediyordu. Gene bunun gibi halkalar da genel olarak hayvansı nefse baskıyı gösteriyordu. Özel olarak, küpeler değersiz söze kulak asmamayı; gerdanlıklar, Hz. Ali'ye tam boyun eğmeyi; kuşaklar, iffetsizlikten azadeliği; bilezikler harama el sürmekten çekinmeyi; halhallar, günah yollarından kaçınmayı temsil ediyordu. Demir çanlar, topluluğu bir arada tutmaya ayrıca da alabilenlere gizli iletiler göndermeye yarıyordu. Şeriatça farz dini ameller Haydariler için, Tann'nın inayeti ile kutsanmış oldukları ve Cennet'e girme güvenceleri sağlandığı için gereksizdi. Bu yüzden yalnız dini görevleri değil (çünkü namaz kılmaz, oruç da tutmazlardı) toplumsal davranış kurallarını da bir yana atıyorlardı: yaşamlarını kendileri kazanmıyor, sürekli geziniyor, açıkça da genç oğlanların dostluğu ardında koşuyorlardı.
Zühdün itici gücü başlangıçta Tanrı korkusu ya da kişinin öbür dünyadaki yazgısı için duyduğu derin kaygı idi. Başat özelliği, Tanrı-korkusu ve ebedi kurtuluş önünde bir engel olarak görülen dünyaya karşı güçlü bir tiksintiydi. Böyle olumsuz bir dünya değerlendirmesi, eşsiz yaşama, yalnızlık, aşırı oruç, sebze yeme, kamu oyuna karşı ilgisizlik ve zahidce eylemler için hatta mezarlıklara sığınmak gibi tipik zahidlik ilkelerinin benimsenmesine yol açıyordu. "Yün [ suf] giyen" zahidler her yerde sofu Müslüman bireylerin kaygılı dini vicdanını temsil eder oldu.
Reklam