Vahidi'ye göre Haydariler insan yüzünün Peygamberlik Ruhunu yansıtan bir ayna olduğuna inanırdı. Özellikle bir Haydarinin yüzünün evreni ışıtan güneşe benzediğini, dolayısıyla da tozsuz tutulması gerektiğini ileri sürüyorlardı: sakal kazımak da bundan çıkma. Bıyığa ise, Haydarilere göre bıyığını hiç kesmemiş ya da düzeltmemiş olan Hz. Ali'nin örneğine uyarak hiç dokunmazlardı. Kıvrık saç lüleleri hayvansı nefse karşı direnci temsil ediyordu. Gene bunun gibi halkalar da genel olarak hayvansı nefse baskıyı gösteriyordu. Özel olarak, küpeler değersiz söze kulak asmamayı; gerdanlıklar, Hz. Ali'ye tam boyun eğmeyi; kuşaklar, iffetsizlikten azadeliği; bilezikler harama el sürmekten çekinmeyi; halhallar, günah yollarından kaçınmayı temsil ediyordu. Demir çanlar, topluluğu bir arada tutmaya ayrıca da alabilenlere gizli iletiler göndermeye yarıyordu. Şeriatça farz dini ameller Haydariler için, Tann'nın inayeti ile kutsanmış oldukları ve Cennet'e girme güvenceleri sağlandığı için gereksizdi. Bu yüzden yalnız dini görevleri değil (çünkü namaz kılmaz, oruç da tutmazlardı) toplumsal davranış kurallarını da bir yana atıyorlardı: yaşamlarını kendileri kazanmıyor, sürekli geziniyor, açıkça da genç oğlanların dostluğu ardında koşuyorlardı.