ilk okuduğumda anlamadım sonra en sevdiğim filozof olan niçe hakkında daha fazla bilgi edindikten sonra bir daha okudum ve çoğu yeri anladım. anlamadığım kısımlar oldu tabi. sonra can yayınlarından okuyayım dedim aldım kitabı elime ve çevirisinin ne denli kötü olduğunu farkettim.. gerçekten çok kötü bir çeviriydi.
Kitap hakkında çok fazla bişey söyleyememe gerek yok. yıllar boyu okuyacağım bir kitap. Benim için bir şaheser. başucu kitabım. Felsefe bilgim arttığında ve niçenin diğer kitaplarını okuyup onu daha iyi kavradıktan sonra tekrar okuduğumda nasıl bir zevk verecek merak ediyorum.
niçeden sonra schopenhaueride okumayı düşünüyorum. oda enaz niçe kadar sevdiğim biri olabilecekmi merak ediyorum.
Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra şöyle bir incelemelere bakayım dedim ama beğendiğim, güzel bir inceleme göremedim. O yüzden kendim bir inceleme yazmaya karar verdim.
Birçok kez duymuşsunuzdur belki "acıyı sev, benimse, seni ileriye götürecek şey odur." öğütlerini. Bu öğütler sıkça yeni kuşak tarafından veriliyor ve ilgi görüyor. Peki çıkış noktası ne bunların? Tabikide Nietzsche ve Fight clup filmi.
Aslında tüm bu öğütlere kitaptaki bir cümle derin bir darbe vuruyor. "Acıyı küçümsersiniz ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz." sadece bu cümlede eleştirmiyor bu arada bu görüşü. hasta olan adam hiddetle eleştiriyor bu acı meselesini.
Bende bu kitabı okumadan önce acıya şartsız bir şekilde olumlu bakıyordum. Okuduktan sonra bazı şeyler değişti kafamda. İnsanın bir makine olmadığını, duygularının, hislerinin olduğunu ve gayet tabi bir şekilde acıya maruz kalmak istemediğini, kaçtığını, bunun korkaklıktan olmadığını ve acıyı olumlayanların genellikle hiç acı çekmediğini anladım. Tamam belki acı bizi ileriye götürecek şey ama biz nasıl acıyla yüzleşelim? Öyle kolaymı kardeşim? Kitabı okumadan önce karşıma acıdan kaçan bir adam gelseydi direkt eleştirirdim ama şimdi o karşıma çıkacak adamın belkide benden katbekat daha çok acı çektiğini, yıprandığını düşünürüm. Acı onu ileriye götürmüşmüdür götürmemişmidir o ayrı mesele tabi.
Normalde inceleme falan yazmam ama bu kitap başlıkta belirttiğim gibi bir kitap olduğu için yazma hırsı ve ihtiyacı belirdi bende. Bir dahaki bakış açısı değiştirmeli kitap incelememde görüşmek üzere. Altıncı KoğuşAnton Çehov
Kitabın diyojen kısmı mükemmel. herkese hitap eden bir anlatımı var ve bizi doğrudan diyojen hakkında birincil ve İkincil kaynaklara ulaştırıyor.
Okurken çok keyif alacaksınız.
Fazla sıradan ve çocuksu.. Ağır kitaplar ya da dünya klasikleri okuyan kişilere tavsiye etmem bu kitabı. Çok hafif ve sıradan kalır. çocuğunuz falan varsa okuması için verebilirsiniz ona. iyi forumlar.