Osmanlı Devleti yönetiminde, adem-i merkeziyetçi bir anlayış, yani yerel yönetimlerin merkeze göre güçlü ve neredeyse özerk oldukları bir siyasal anlayış egemendi. Diğer yandan sivil toplumsal yapılar güçlüydü ve bütün halklar dini inançlarını yaşayabiliyor ve kendi dillerini konuşabiliyorlardı. Buna karşı Cumhuriyet, öncelikle bu görece özerklikleri ortadan kaldırarak merkeziyetçi bir yönetim anlayışı ve katı bir iktidar mantığı geliştirmiştir.
''Anarşist yalnızca zenginlere öfkelenmez, zenginliğin kendisine de öfke duyar ve onun gözünde yoksul kişi yoksulluğunun kurbanıysa, zengin kişi de lüksün kurbanıdır."