“İyi insan olmak gerçekten ne demek? Suç işlememek mi? Kimseye zarar vermemek mi? Yoksa insanın kendi içinde yarattığı bir düzen mi var? Ve asıl mesele o düzeni kaybetmemek mi? Binlerce yıl önce bazı filozoflar, insanın iç işleyişini çözmeye çalışırken dört temel özellikten bahsettiler. Zaman geçse, insan doğası değişse de bu dört özellik hâlâ geçerli. Peki felsefenin binlerce yıldır tartıştığı ve insanlığın iç yapısını ayakta tuttuğu söylenen bu dört temel erdem nedir?” Erdem Kavramı Erdem, eski Yunan’daki “arete” kavramı sadece “iyi” demek değil. Bir şeyin kendi doğasını en iyi şekilde gerçekleştirmesi demek. Bıçak keskinse erdemlidir, at hızlı ve güçlüyse erdemlidir. Peki insanın erdemi nedir? İnsan kendi doğasına uygun olarak en iyi ne yapar? İşte felsefenin temel sorusu budur. Erdem etiği “şunu yap, bunu yapma” demez; “belli bir tür insan ol” der. Korkudan dolayı doğru davranmak başka, doğru olduğu için doğru davranmak bambaşkadır. Plato ve Dört Temel Erdem Bu yapı ilk sistematik olarak Plato’nun Devlet kitabında ortaya çıkar. Plato insan ruhunu üç parçaya ayırır: Akıl İstekler ve İrade - Akıl düşünür, - İstekler arzular, - İrade de harekete geçirir. Bu üçü uyum içindeyse insan dengededir. Plato bunu toplumla da benzetir: Yönetici (akıl), asker (irade), üretici (istekler). Dört temel erdem: 1. Bilgelik Aklın erdemi 2. Cesaret İradenin erdemi 3. Ölçülülük / İtidal İsteklerin dengesi 4. Adalet Üçünün uyumlu çalışması, iç düzen Adalet burada mahkeme adaleti değil, içsel bir düzendir. Plato’ya göre adalet en büyük erdemdir. Aristotle ve Alışkanlık Aristotle bunu geliştirir: Erdem doğuştan değil, tekrarlanan doğru davranışlarla kazanılır. “Adil davranarak adil oluruz, cesurca davranarak cesur oluruz.” Erdem, iki uç arasında orta yoldur 1.
1000Kitap
Salarları, Yugurları ve Hunan Uygurlarını Türkiye'ye yerleştirmek... Uzun zamandır aklımda olan bir proje bu. Çin Türkmenleri olarak bilinen Salarlar, Anadoluyu Türkleştirirken en çok katkıyı yapan Türk boylarından biri. Öyle ki Anadolu'da kurulan Karamanoğulları Beyliği ve Kadı Burhaneddin Devleti gibi yapılar Salur boyundan gelen Türkmenler tarafından kurulmuştur. Günümüzde yoğun olarak Çin’in batısındaki Qinghai (Çinghay) eyaletine bağlı Xunhua (Şunhua) Salar Özerk İlçesi ile Kansu (Qansu) eyaletinde yaşamaktalar. 14. yüzyılda Semerkant civarından Kalmuk-Oyrat (Moğol) saldırılarından korunmak için doğuya doğru ilerleyerek bugünkü Çin topraklarına yerleştikleri düşünülüyor. Konuştukları dil, çevresindeki Çince ve Tibetçe dillerinden yoğun şekilde kelime almış olsa da temel dil bilgisi ve kelime kökeni bakımından Oğuz grubu (Türkmen Türkçesi ve Türkiye Türkçesi) ile büyük benzerlik taşıyor. Tamamı Sünni İslam inancına mensuptur. Çin'deki resmi verilere ve en son gerçekleştirilen ulusal nüfus sayımına göre Salur (Salar) Türklerinin toplam nüfusu 170.000 civarındadır.Tarihsel olarak ataerkil ve tarıma dayalı bir toplumdur. Sarı Nehir havzasının elverişli topraklarında çiftçilik, meyvecilik ve hayvancılıkla geçinirler. Xunhua (Şunhua) Salar Özerk İlçesi'nin toplam yerleşik nüfusunun %65'ini oluştururlar. Bugün bir Nazilli, bir Ceyhan yahut bir Lüleburgaz nüfusuna sahip olan Salarlar Konya ovasına yerleştirilebilinir. Konya ovası, Salurların Çin'de yaşadığı Sarı Nehir havzasındaki düzlük ve tarıma dayalı coğrafya ile büyük benzerlik gösterir. Ayrıca Konya, Doğu Türkistan kökenli soydaşlarımızın Türkiye'de en yoğun iskan edildiği ve yabancılık çekmeyecekleri merkezlerin başında gelir. Karaman bir diğer alternatiftir, Karamanoğullarının Salur olması ve Karaman'ın
Reklam
Gotik: Çirkinliğin Estetiği hkk. 1 makaleden çeviri metin
Plato ve Immanuel Kant geleneğinde estetik (*aesthesis* Yunancada “algı” anlamına gelir), “güzel”in (ve dolayısıyla “güzel olmayan”ın da) algılanışıyla ilgilenmiştir. Ancak Berel Lang ve Emory Elliot gibi kuramcılar, değerlendirme ya da Kant’ın terimiyle “yargıda bulunma” gücünün tarihsel olarak “öteki üzerinde siyasal, hukuksal ya da ekonomik bakımdan egemen bir konumda bulunanlara” ait olduğunu gözlemlemişlerdir; dolayısıyla onların estetik yargıları, “bir kişiyi ya da onun kültürel üretimini aşağı, dikkate değmez ya da sakıncalı ilan ederek ötekini küçümseyip ona tabi kılabilir”. Bu nedenle estetik, biçimsel ve akademik anlamıyla, “bölücülüğün, düşmanlığın ve baskının bir aracı” hâline gelmiştir; çünkü evrensel güzellik ölçütlerini ve buna bağlı olarak bu ölçütlere uymayan her şeyin çirkinliğini (ya da daha genel anlamda norm dışılığını) önvarsayar. Bu yüzden kültürel çalışmaların, çokkültürlülüğün ve glokalleşmenin egemen olduğu bir çağda biçimsel estetik son derece kuşkulu görülmeye başlanmıştır — en azından Avrupa merkezci olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle estetiğin yakın dönem yeniden canlanışı, odağını güzelden uzaklaştırıp “insana özgü belirli bir deneyim türüne” yöneltmiştir. Alan Goldman’a göre estetik deneyim, nesnenin — ister insan yapımı ister “doğal” olsun — “algısal ve duygusal kapasitelerimize” yönelttiği meydan okumadan beslenir. “Bu meydan okumaları eşzamanlı olarak karşılamak estetik olarak deneyimlemektir”. Dolayısıyla belirli bir kültür tarafından önceden “çirkin”, “grotesk” hatta “müstehcen” olarak tanımlanan şeyler bile estetik bir “değere” sahip olabilir. Gerçekten de Theodor W. Adorno için güzellik, çirkinlik varsayılmadan kavramsallaştırılamaz. Adorno’ya göre sanatın neyin değerli olduğuna ilişkin ölçütler koyması bile, “sanatın da içinde yer
Okunması Gereken 15 Filozof :
1. Epictetus — Kontrol edebildiklerin ve edemediklerin arasındaki farkı anlamak için. 2. Seneca — Zamanın değerini ve onu nasıl boşa harcadığımızı görmek için. 3. Plato — Tüm soruların altındaki asıl soruları keşfetmek için. 4. Aristotle — Erdem ve pratik ahlak üzerine düşünmek için. 5. Immanuel Kant — Sonuçlardan bağımsız bir görev ahlakını kavramak için. 6. Arthur Schopenhauer — Acıyı dürüst ve çıplak bir şekilde anlamak için. 7. Albert Camus — Anlam bulabilmenin yollarını görmek için. 8. Simone de Beauvoir — Özgürlük ve sorumluluğun iç içe geçtiği dünyayı anlamak için. 9. Ludwig Wittgenstein — Dilin sınırlarının düşüncenin sınırlarını nasıl çizdiğini görmek için. 10. David Hume — Varsayımlarını sorgulayıp parçalamak için. 11. Zhuangzi — Değişimi kabullenmenin radikal özgürlüğünü keşfetmek için. 12. Nagarjuna — Boşluk kavramıyla özgürleşmeyi anlamak için. 13. Hannah Arendt — Kötülük ve insan yargısının doğasını sorgulamak için. 14. William James — Teoriden çok işe yarayanın peşine düşmek için. 15. Baruch Spinoza — Tanrı, doğa ve özgürlüğü tek bir bütün olarak kavramak için. Bu listeye ne dersin üstat ♛hakan♞kutlu♛
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/04/zerone-... WHY READ THE ZERONE COLLECTED WORKS? 1. A Unique Philosophical System The Zerone Collected Works presents an original philosophical framework centered on the formula 0 → 1 → ∞ → 0, bridging ontology, cosmology, phenomenology, epistemology, and ethics in a single coherent system. 2. East-West Synthesis The work integrates Islamic thought (Ibn Arabi, Rumi, Sufism), Western philosophy (Plato, Aristotle, Kant, Hegel, Heidegger, Wittgenstein), Eastern traditions (Taoism, Buddhism, Hinduism), and modern science (quantum theory, Higgs field, cosmology) into one unified vision. 3. Contemporary Relevance Addresses the most pressing questions of our time: the nature of consciousness, the limits of science, the ethics of technology (AI, genetic engineering, digital privacy), the crisis of meaning, and the foundations of true civilization. 4. Practical Wisdom Beyond theory, the work offers a 7-stage way of life (awareness, questioning, contemplation, comprehension, will, responsibility, wisdom) and practical daily practices for self-transformation. 5. The Fundamental Thesis "Humanity's trial is not knowledge, but responsibility." In an age of information overload and technological power, this message is more urgent than ever. 6. A Sign, Not a System
Eflatun Plato – Konuşma insanın aklını kullanma sanatıdır.
Alıntı
Reklam
Reklam