Kendisine dünyanın jandarmalığı başrolünü biçmiş olan ABD, kendi çektiği ve yönettiği filmde, başka birçok ülkenin yanı sıra Türkiye'yi de plato olarak kullanmak istedi.
For Plato, the mind was a chariot. For Descartes, it was a mechanical clock. For Freud, it was a steam engine. Today, the most common analogue for the mind is the computer. Although it’s true that our brains are not literally digital computers, built on silicon circuits and binary logic, the modern metaphor of the mind as a computer is by far the most powerful and comprehensive one we’ve ever had.
Mussolini, sık sık Plato'nun "Devlet" adlı eserini okuyup kendisine faşist düşüncenin temelini atıyordu. Plato'nun Devlet kitabı, ordu kurmayı öneriyordu; Mussolini de ordunun önemine eğilmişti. Fakat diğer yandan Devlet kitabı, komünist bir özel mülkiyet öngörürken, faşizm tam tersini öngörüyordu. Mussolini, Plato'nun devlet kitabını anladığını zannetmişti fakat çok yanlış anlamıştı.
Kuyruğun sonundan, ağır ağır yaklaşarak yanıma geliyor, elini uzatıyor, tutuyorum. Bir film oluyor tüm olan biten sanki. Yerlerde Isparta halılarla dev bir plato oluyor evimiz. Her şey yavaşlıyor, bir müzik başlıyor inceden ve başım yere eğiliyor birden. "Hoş geldiniz," diyorum, "hoş geldiniz, ciğere ihtiyaç varsa benimki ağzımın içine doldu şu an, buyurun onu size vereyim, sizi kendime alayım, güzel olmaz mı? Sefalar getirdiniz, ben evlenirim sizinle, müsaitseniz şu anda evlenirim, sizinle ben krediyle eve girer, sonra güne de girer, mutfağı balkona katarım, salonu kim var kim yok tüm akrabalarınıza açar, gördüğüm her düzlükte mangal yakarım, yaparım bunu inanın," diyorum. "Hoş geldiniz, bu ne hoş bir geliş..." Ama yüzüne hiç bakamıyorum.
Mohaç Ovası, doğuda Tuna bataklıklarıyla, batı ve güneyde ise 25-30 metre yüksekliğindeki bir platoyla çevriliydi. Bölgenin yapısı dolayısıyla Osmanlı ordusu bayır aşağı inecekti. Ancak çarpışma öncesinde haftalarca süren şiddetli yağış yüzünden plato kaygan bir durumdaydı. Bu nedenle Kanuni ve veziriazam İbrahim Paşa başta olmak üzere ordunun bütün kumandanları ve tecrübeli askerlerinin katıldığı savaş meclisi toplanarak, kuvvetlerin nasıl yerleştirileceği ve hamlelerin ne şekilde olacağıyla ilgili çok detaylı bir savaş planı oluşturdular. Plan gereğince, Macar ordusunun saldırması beklenecekti. Macar saldırıları Türk ordusunun merkezine yönelince, Osmanlı birlikleri iki yana açılarak, Macar süvarisi toplara maruz bırakılacaktı.
Dünyanın iki saat kadar süren en kısa meydan muharebesi olduğu söylenen Mohaç Meydan Savaşı, 29 Ağustos'ta Macar ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Macar kuvvetleri Moğollarla 1241 yılındaki Muhi çarpışmasından bu yana böylesine bir yenilgiye uğramamıştı. Kralları dahil, önemli din ve devlet görevlilerinin çoğu, yaklaşık 500 soylu, 4.000 süvari ve 10 bin piyade bu meydan savaşında öldü. Macaristan'ın ve Batılı ülkelerin 150 yıldan bu yana süren Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki ilerleyişini durdurma girişimleri ise tamamen sonuçsuz kaldı.
Dogmatistlerin felsefesi,yaptıkları kelime oyunları dilbigisinin bir aldatmacası, umarımki astroloji gibi bir vaat olarak kalır.Asya’daki Vedalar metinleri doktrinleri ve Platonculuk dogmatik inançlar karikatür gibi olmuştur.Platon’un icat ettiği Saf Ruh ve kendinde iyi kavramı dogmatik bir hataydı.Uyanıklık görevi olan bizler bu hataya karşı mücadele edenlerin mirasçısıyız.Platona bu hastalık nasıl bulaştı,Soktates onu yozlaştırmışmıydı.Platon’a karşı dolayısıyla Kilise’ye karşı mücadele hiç bir yerde olmamış bir gerilim çıkardı.Avrupalı bu gerilimi gidermek için önce Cizvitlik yoluyla ikincisi aydınlanma felsefesi yoluyla mücadele ettiler.Biz ne Cizvit nede demokrat olmayan özgür ruhlar gene bu kilisenin sıkıntısını ve gerilimini yaşıyoruz.
(Kilise hakikati plato düşüncesi ile açıklamaya çalışıp tekeline alınca kendindeki hataları düzeltmedi,değişim yapmayınca farklı fikirler ile kilise’yi terk edip kendi fikirlerini inanç haline getiren gruplar ortaya çıktı.Kilise ve Plato düşmanı olan Nieztche kendini her görüşten ve gruptan ayırdı.)