9/10
·179 syf.··
2026 62. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:19
Platonun bu kitablari felsefeye yeni başlayanlar uçun bezen çetin gorune biler.Kitab Tamamilə sual-cavab üzərində qurulub ve İnsan zehnini işlətməyə məcbur edir. Platonun novbeti sorğu sual dialoqa esaslanan kitabi ,bu kitablarini en çox sevmeyimim sebebi antik yunan /roma felsefesine olan sevgim ve dialoqlarin bir terefinde hemise Sokratin olmasidir.Bildiyimiz kimi Platon Sokratin telebesidir ve demek olarki butun kitablarin ekser hissesini Sokratin heyatina ,dialoqlarina,Sokrat felsefesine hesr etmişdir ve onun sozlerini yazmişdir .Platon okuyarken eslinde siz Sokrati oxumuş sayilirsiz ve onu daha yaxindan tanimiş olursuz. Platon bu əsərdə Sokrat ilə gənc riyaziyyatçı Theaitetos arasında söhbət qurur. Onlar insanın necə bildiyini, həqiqətin nə olduğunu və biliyin tərifini araşdırırlar. Bilik hissiyyatdırmı?,Bilik doğru fikirdirmi?,Bilik əsaslandırılmış doğru fikirdirmi?
TheaitetosPlaton (Eflatun) · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1997354 okunma
Madalyonun Diğer Yüzü : Şölen Var
10/10
·112 syf.··
2026 63. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:07
Antik Yunan denince aklımıza hemen felsefe, demokrasi, sanat ve bilimin altın çağı gelir. Peki, o hayranlıkla baktığımız medeniyetin temelleri atılırken, toplumun yarısını oluşturan kadınlar neredeydi? İsmail Gezgin, Şölen Var ile bizi o parıltılı mermer sütunların arkasına, felsefi tartışmaların yapıldığı ama kapılarının kadınlara sıkı sıkıya kapatıldığı "symposion" (şölen) odalarına götürüyor. Kitap, Platon ve Ksenofon gibi dehaların metinleri üzerinden, bu şölenlerin sadece birer "yeme-içme ve felsefe" buluşması olmadığını, aksine erkek egemen sistemin (patriyarkanın) kurumsallaştığı ve kutsandığı birer iktidar alanı olduğunu gözler önüne seriyor. Gezgin, aşkı ve bilgiyi yücelten o muazzam antik felsefe metinlerinin, aslında kadını nasıl dışladığını ve aşağıladığını satır aralarını kazıyarak gösteriyor. Mitolojinin ve ritüellerin, erkek iktidarını meşrulaştırmak için nasıl birer araca dönüştürüldüğünü okumak ufuk açıcı olduğu kadar sarsıcıydı da. Arkeoloji, mitoloji ve toplumsal cinsiyet çalışmalarına ilgi duyan herkesin kitaplığında mutlaka bulunmalı. Mutlaka okuyun, okutun. İsmail Gezginİsmail Gezgin
Şölen Varİsmail Gezgin · Pinhan Yayıncılık · 20266 okunma
Reklam
Puan vermedi·204 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar okunmaz; insanın zihninde uzun süre yankılanır. A'mâk-ı Hayal benim için tam olarak böyle bir eserdi. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bir romanı tamamlamış olmanın huzuru değil, yıllardır cevap vermekten kaçtığım bazı sorularla yeniden baş başa kalmanın ağırlığıydı. Modern insanın en büyük trajedilerinden biri, hakikati bilgiyle karıştırmasıdır. Raci'nin yolculuğu da tam olarak bu yanılgının içinden başlıyor. Çok okuyan, düşünen, sorgulayan ama bütün bunlara rağmen içindeki boşluğu dolduramayan bir insan görüyoruz. Bu yönüyle Raci bana göre yalnızca bir roman karakteri değil; yaşadığı çağdan bağımsız olarak her dönemin entelektüel insanını temsil eden bir figür. Kitap boyunca karşılaştığımız semboller, rüyalar ve metaforlar ilk bakışta mistik bir atmosfer kuruyor gibi görünse de aslında çok daha derin bir meseleyle ilgileniyor: İnsan neden hakikati dışarıda arar? Neden sürekli başka düşüncelere, başka öğretilere, başka cevaplara yönelirken kendi içine bakmayı ihmal eder? Bugün elimizin altında sınırsız bilgi var. Birkaç saniyede dünyanın herhangi bir düşünürüne ulaşabiliyoruz. Buna rağmen varoluşsal boşluklarımız geçmiş çağlara göre daha azalmış değil. Hatta belki de daha da büyüdü. A'mâk-ı Hayal'i okurken sık sık bunu düşündüm. Çünkü Raci'nin yaşadığı zihinsel bunalım, aslında modern insanın dijital çağdaki yalnızlığından çok da farklı değil. Ahmed Hilmi'nin başarısı burada ortaya çıkıyor. Kitap bir öğretiyi doğrudan dayatmıyor. Okuru bir sonuca zorlamıyor. Bunun yerine onu sürekli soruların içine bırakıyor. Hakikat nedir? Ben kimim? Gördüğüm dünya gerçekten gördüğüm şey midir? Yoksa bütün algılarım zihnimin bana oynadığı bir oyundan mı ibarettir? Özellikle Aynalı Baba karakteri üzerinde uzun süre düşündüm. Çünkü o benim gözümde yalnızca
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?
8/10
·288 syf.··
2026 24. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 14:26
İlber Hoca bu kitapta okurunu edilgen bir izleyici olmaktan çıkarıp, hayatının kontrolünü eline almaya davet ediyor. Kitabın kalbinde şu güçlü felsefe yatıyor: "Bir hedef bulacaksınız, o uğurda çalışacaksınız, hedefinizi gerçekleştirmek için bir yol arayacaksınız, yol yoksa da o yolu yapacaksınız." ​Ortaylı, lüzumsuz geri dönüşleri başarısızlık ve tekrara düşmek olarak tanımlıyor. Hayattaki gayemizi "hedef bulmak, yol açmak ve aynı yoldan bir daha geri dönmemek" olarak özetliyor. Platon, Seneca, Cicero ve Farabi gibi bilgelerin düşüncelerini kendi yaşam tecrübesiyle harmanlayarak günümüz insanına pratik bir rehber sunuyor. ​Bu kitap sadece üniversiteye hazırlanan veya kariyerinin başındaki gençler için değil; hayatının herhangi bir döneminde yönünü kaybetmiş, "Bundan sonra ne yapmalıyım?" diye soran veya potansiyelini tam olarak kullanamadığını hisseden her yaş grubundan okur için mükemmel bir yüzleşme fırsatı.
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20227,9bin okunma
Bir devletin kaderi onu yönetenlerin karakteri kadar iyidir.
10/10
·372 syf.·
2026 31. kitabı
Devlet – Platon Bazı kitaplar yalnızca bir hikâye anlatır, bazıları ise insanı kendi düşünceleriyle baş başa bırakır. Devlet onlardan biri. Platon, “Adalet nedir?” sorusundan yola çıkarak ideal bir devlet tasarlar. Ancak kitap ilerledikçe anlıyoruz ki anlatılan yalnızca bir devlet değil; insanın kendisidir. Çünkü adalet önce insanın içinde başlar. Eser boyunca bilgi, erdem, eğitim ve yönetim üzerine düşündürücü fikirlerle karşılaşıyoruz. Özellikle mağara alegorisi, insanların çoğu zaman gördükleriyle yetindiğini; hakikatin ise sorgulamaktan geçtiğini anlatan unutulmaz bir metafor. Bugünün dünyasında Platon’un tüm fikirlerine katılmak mümkün olmayabilir. Ancak onun asıl amacı bir yönetim sistemi önermekten çok, “Nasıl daha iyi bir insan ve daha iyi bir toplum olabiliriz?” sorusunu sordurmaktır. Kitabı bitirdiğimde geriye kalan şey, belirli bir yönetim biçiminden çok şu düşünce oldu: Adalet önce insanın içinde kurulmalıdır. Çünkü kendi ruhunda düzen kuramayanların kurduğu toplumlarda gerçek adaletin ortaya çıkması zordur. Belki de Devlet’in asıl değeri burada yatar. Platon bize mükemmel bir devlet vaat etmez; daha iyi bir insan ve daha bilinçli bir toplum olmanın mümkün olup olmadığını sordurur. Ve aradan geçen yüzyıllara rağmen bu soru hâlâ güncelliğini korur. “Hakikate giden yol, mağaranın duvarındaki gölgelerden şüphe etmekle başlar.” Kitabın temel sorusu: Adalet nedir? Platon, diyalog boyunca şu sorunun peşinden gider: “Adil olmak neden iyidir?” Bir insan haksızlık yapabiliyorken neden adil kalmalıdır? Bu soruya cevap verirken ideal devleti kurar ve aslında devleti anlatırken insan ruhunu anlatır.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2026 5. kitabı
Akıl ile Ruhun Medeniyet Çatışması: Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu ​Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in bir Ramazan ayı boyunca teravihten sahura kadar uzanan sohbetlerinin derlenmesiyle oluşan bu eser, sadece bir felsefe okuması değil; Doğu ve Batı medeniyetlerinin köklerine inen keskin bir muhasebedir. Üstad, kendine has o ödün vermeyen, heybetli ve sanatkârane üslubuyla okuyucuyu önce Batı düşüncesinin dehlizlerinde gezdiriyor, ardından İslam tasavvufunun o dingin ve mutlak hakikat sarayına buyur ediyor. ​Kitabın merkezinde çok temel bir iddia var: Akıl, kendi sınırlarını ve acziyetini anladığı anda en mübarek vasıtaya dönüşür. ​Necip Fazıl, Batı tefekkürünü kronolojik bir sırayla ele alırken Sokrates, Platon, Kant, Hegel ve Nietzsche gibi dev isimlerin düşünce sistemlerini masaya yatırıyor. Onların akıl yoluyla hakikati arama çabalarını takdir etmekle birlikte, bu çabanın en nihayetinde nasıl bir duvara tosladığını ve insanlığı nasıl bir buhrana sürüklediğini gözler önüne seriyor. Batı felsefesi Üstad’a göre "bulduğu her şeyde hata etmesi mümkün bir arayış" iken; İslam tasavvufu "mutlak buluşun" kendisidir. ​Kitapta beni en çok etkileyen ve eserin omurgasını oluşturan kısım ise Şeriat ve Tasavvuf dengesi üzerine kurulan muazzam tahliller oldu. Üstad, günümüzde sıkça düşülen büyük bir hatayı, henüz kitabın başında bıçak gibi kesip atıyor: Şeriatı dışlayan bir tasavvuf anlayışının sapkınlık; tasavvufun ruhundan (yani lübbünden) yoksun bir Şeriat anlayışının ise kuru bir şekilcilik olduğunu vurguluyor. O meşhur benzetmesiyle; Şeriat bir füze rampasıdır ve insan ancak bu rampadan fırlatılarak sonsuzluğa (tasavvufa) kanat açabilir. Neden Okunmalı? Bu kitap, felsefeyi İslamî bir süzgeçten geçirerek okumak ve "Doğu-Batı" sentezini klişelerden uzak, dikey bir derinlikle
Batı Tefekkürü ve İslam TasavvufuNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19992,151 okunma
Reklam
Reklam