g.m

"Dünyadaki her şey içinde en uzun ve en kısa, en hızlı ve en yavaş, en bölünebilir ve en geniş, en çok ihmal edilen ve en çok pişmanlık duyulan, hiçbir şeyin onsuz yapılamadığı, küçük olan her şeyi yutan ve büyük olan her şeyi canlı tutan şey nedir?" (...) Sadık ise cevabın zaman olduğunu söyledi. "Hiçbir şey ondan uzun değildir zira zaman sonsuzluğun ölçüsüdür. Hiçbir şey ondan kısa değildir, zira zaman hiçbir tasarımıza yetmez. Bekleyen için hiçbir şey ondan daha yavaş, eğlenen içinse hiçbir şey ondan hızlı değildir. Büyük ölçekte sonsuza kadar uzanır, küçük ölçekte sonsuz parçaya bölünür. Bütün insanlar onu ihmal eder, hepsi de onu boşa harcadığına pişman olur. Hiçbir şey o olmadan yapılamaz. Zaman gelecek nesillere layık olmayan her şeyi unutturur, bütün büyük şeyleri ölümsüzleştirir." * « Quelle est de toutes les choses du monde la plus longue et la plus courte, la plus prompte et la plus lente, la plus divisible et la plus étendue, la plus négligée et la plus regrettée, sans qui rien ne se peut faire, qui dévore tout ce qui est petit, et qui vivifie tout ce qui est grand ? » (...) Zadig dit que c’était le temps : « Rien n’est plus long, ajouta-t-il, puisqu’il est la mesure de l’éternité ; rien n’est plus court, puisqu’il manque à tous nos projets ; rien n’est plus lent pour qui attend ; rien de plus rapide pour qui jouit ; il s’étend jusqu’à l’infini en grand ; il se divise jusque dans l’infini en petit ; tous les hommes le négligent, tous en regrettent la perte ; rien ne se fait sans lui ; il fait oublier tout ce qui est indigne de la postérité et il immortalise les grandes choses. »
Sayfa 80·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bazen insanın bir gün daha yaşamak için ihtiyaç duyduğu tek şey, tutunacak bir nedendir.
Ölümü bu kadar acı, bu kadar katı kılan şey nedir, bilmiyorum. Belki iletişimin tek taraflı olması, yani sevdiklerimize o an canlarının yanıp yanmadığını, gittikleri yerde mutlu olup olmadıklarını, hatta hakikaten bir yere gidip gitmediklerini sorma şansımızın bulunmayışı olabilir. Aslında ölümün beraberinde getirdiği ve bizim yüzleşemediğimiz noktalama işareti nokta değil, soru işareti.
Bir şeyi tekrar tekrar yapınca doğru olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. O noktada suçluluk diye bir duygu kalmıyor.
insanın artık insanlıktan çıktığı tekrar tekrar kanıtlanan, insana insan muamelesi yapılmayan bir dünyada herhangi bir şeye inanmak imkansızdır