Şöyle bir şey okudum; “insan çok sevmekten, kıyamamaktan, kızamamaktan, üzememekten ve hep alttan almakla kaybeder. Hayat, ilk olarak kendini yok sayanları harcar.” Buyrun, tokat gibi gerçek.
Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz… bir kırıcı gülüş yetiyor kapanman için. Saygısız ses, kibirli gövde, tüküren gözler…
Neredeyse hiç dışarı çıkmıyoruz. Bizi sokağa çıkaracak bir heyecanımız kalmadı. Dünya gittikçe büyüyen bir tedirginliğe dönüştü. Belki de yaşama korkusu. Aslına bakarsanız korkudan öte bir durum. Vazgeçme. Kabullenme. Kimsenin görmediği bir kırılma…
“ben” var ya, çok pahalıya patlar adama!.. en tuzlu zımbırtıdır şu piyasada! hele birde matrak bir şeyse!… başına beladır sahibinin! hele bir de hem lirik hem komikse!