Âlemsin...
Evet âlemim, âlemiz...
Biz âlemde küçük birer noktayız.
Âlemden noktalar barındaran noktalar...
Nasıl mı?
Koskoca evrende bulunan küçük bir galaksinin küçük bir sistemi...
Bir zamanlar bu sistemde bulunan bir gezegen vardı... Plüto... Zaten yeterince küçük olan bu sistemin kendisini büyük görmesiyle küçüklüğünden dolayı bu sitemden çıkarılan bir gezegen... Dışlanan bir gezegen... Bir yalnızlık sembolü...
Bir kaç tane halkalı vardı... Hayır İstanbul Halkalı değil... Satürn, Jüpiter benzeri halkası olanlardan bahsediyorum... Bu gezegenler çekirdekleri hariç gazdan oluşmalarının yanı sıra etrafına milyonlarca belki de milyarlarca gök cismini etrafında döndürür. Düşünsenize milyonlar peşinde gidiyor ama içi hava cıva...
İçimizi ısıtan, bitkilere can veren, bizi aydınlatan... Güneş...
Bir anlık sönse hayatın varlığı çok kısa sürede sona erecek. (Şu sıcak günlerde biz de isteriz biraz hafiflesin ama...) Yeri geldi mi yol gösterici, yer geldi mi ısı kaynağı, yeri geldi mi enerji kaynağı...
Bu kadar yararı olan bir gezegen tabi ki yanında zararını da getirmişti... Radyoaktif ışınlar... Başlıcaları alfa, beta ve gama... Kaş yapacağım derken göz çıkarmak mı denir buna veya mal adama hem dost hem düşmandır mı siz karar verin...
Ay...
Hakkında anlatılacak çok şey var... Ama kısaca... Jüpiter'in etrafındaki milyarlaca kendisi gibi olan uydulara bakmadan, onlar gibi popüler kültür kölesi olmadan bir başına Dünya'yı dört dönen Ay... Ne işe yarar bu Ay? Dünya'ya yön gösterir... Vakit öğretir... Isıtmada da Güneş'in olmadığı zamanlarda aydınlatma görevini üstlenir... Acaba? Görev mi üstlenir yoksa başka bir şey mi var işin içinde?
Ay, bu kölelikten kendini sıyırıp inzivaya çekilmeyi tercih etmekle beraber gözüne Dünya'yı kestirmiş... Bak sen... Der ki "Ben herşeyimi