Oblomov...Sonunda bugün bitirdim.İvan Gonçarov'un bu eseri 19.yy Rus Edebiyatı'nın en önemli psikolojik ve toplumsal eleştirilerinden birisidir.Eser yalnızca bireysel bir karakterin yaşamını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda aydın sınıfın işlevsizliğini ve modernleşme karşısındaki ruhsal bunalımı da derinlemesine sorgular.
Romanın baş kahramanı İlya İlyiç Oblomov, iyi eğitim almış, soylu bir aileden gelen; ancak hayat karşısında son derece pasif, kararsız ve eylemsiz bir bireydir. Günlerinin çoğunu yatağında geçirir, sorumluluk almaktan kaçınır ve hayatındaki çoğu şeyi erteler. Oblomov'un bu durumu bir tembellik değil aslında derin bir ruhsal yorgunluk ve varoluşsal bıkkınlık olarak anlatılır. Yazar, karakterin eylemsizliğinin ardındaki psikoljik nedenleri betimlemelerle okuyucuya göstermeye çalışır.
Oblomov'un en yakın dostu olan Ştolts karakteri ise Oblomov'un tam zıddıdır.Alman kökenli, disiplinli, çalışkan ve rasyonel bir bireydir.Ştolts'un Oblomov'u hayata döndürme çabaları, bireyin iradesi ile alışkanlıkları arasındaki mücadeleyi gözler önüne serer.Ancak Ştolts'un enerjisi bile Oblomov'un içsel durgunluğunu aşmaya yetmez.
Olga karakteri ise Oblomov için başlarda bir umut gibi gözükür kısa süreliğine bile olsa onu hayata yaklaştırır. Ancak Oblomov'un korkuları onu Olga'dan uzaklaştırır ve tekrar eski haline döner. Çünkü sevgi tek başına yetmemişti irade ve eylem de gerekliydi.
Romanın son bölümlerinde ise Oblomov, Agafya Matveyevna ile ilişki kurar Agafya onu hiçbir şeye zorlamıyor olduğu gibi kabullenmiş ve onun hayatına ayak uydurmuştu.Oblomov bu yaşayışta huzur bulmuş gibi görünse de aslında bu huzur bir tükeniş geri çekiliştir.
Sonuç olarak Oblomov, tembellik kavramını aşan, insanın modern yaşam karşısındaki uyumsuzluğunu, irade zayıflığını ve varoluşsal
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma