Hiç kimse, bir şimşek aydınlığı gördükçe Pervin'in niçin haykırdığını, niçin saçını başını yolduğunu, kendini yerlere attığını, niçin kafasını döşemelere vurduğunu, niçin tepindiğini anlamıyor, çünkü bu anda hastanın gözleri önüne gelen manzarayı bilmiyor, bu onlar için ebedî meçhûldür, bunu yalnız biz, bu haileyi en yakından, bu haileyi içinden seyredenler, bunu yalnız biz biliyoruz.
Pervin de zanneder ki insan ümit ettiği zaman korkmaz. Sevdiği zaman nefret etmez, istediği zaman kaçmaz. Pervin bütün bu zıt görünen heyecanların birbirleriyle girift olduklarını bilmez. Ve böyle kocasını sevdiği halde, Sacid'le nasıl münasebette bulunduğuna akıl erdiremez. Bu mesele onun için sırlı bir şeydir.