Zavallı yaratıklar! Onları sevmek yanlış bir şey olabilir, ama acımak da çok az bir şey. Gün ışınlarını hiç görmemiş körlere, doğanın ezgilerini hiç işitmemiş sağırlara, ruhunun sesini hiçbir zaman duyuramamış dilsizlere acırsınız da utanç gibi yalancı bir bahane bulur, zavallı kadınları deliye döndüren, iyiyi göremeyecek, Tanrı'nın sesini duyamayacak, aşkın ve inancın arı dilini konuşmayacak duruma getiren bu gönül körlüğüne, bu ruh sağlığına, bu bilinç dilsizliğine acımak istemezsiniz.
Yakınlık dediğimiz nedir? Gerçek yakınlık nedir? Kişinin kendini tüm dürüstlüğü ile sansürsüz olarak ortaya koymasıymış anladım. Eğer birisinin yanında en karanlık taraflarını dahi apaçık edebilecek samimiyetle yer alabiliyorsan ve onun da en karanlık taraflarını dahi paylaşabilmesi için gereken şeffaflığı sunabiliyorsan gerçek yakınlıktan bahsedilebilirmiş anladım.
Bütün mesele şudur: Odaklandığın ne ise onunla bir olursun, o olursun. Bu alemde kim olmayı seçiyorsan, deneyimlemen için yaşam sana onu misli ile sunar.
Sevmediler be! Ne sevdiremedini? Daha ne yapsaydım, sevemediler! Sahi neden sevemediler beni? Neden benim istediğim gibi sevemediler? Hep kandırıyorlar, seviyormuş gibi yapıp...