“Yerinde bir soru ama şimdiye kadar hiç kimse işe yarar bir yanıt bulamadı. Evet, neden İngiltere’de hep daha büyük uçaklar, daha ağır bombalar ve yeniden inşa edilebilir standart evler yapılıyor? Neden her gün savaş için milyonlar harcanıyor da sağlığa, sanata ve yoksullara bir sent bile yok? Neden dünyanın başka yerlerinde bolluktan yiyecekler çürürken bazı insanlar açlık çekiyor? Neden insanlar bu kadar deli? Savaşın sadece büyük adamlar, hükümetler ve kapitalistler tarafından yapıldığını sanmıyorum. Hayır, küçük adamlar da savaş yanlısı, yoksa bütün halklar çoktan ayaklanırdı! İnsanların içinde yıkma dürtüsü var; öldürmek, katletme ve öfkeli olmak var. Şayet tek bir istisna kalmayana dek tüm insanlar bir metamorfoz geçirmezlerse savaş devam eder. İnşa edilmiş, bakılmış ve büyütülmüş her şey kesilecek, yok edilecek ve sonra yine başa dönülecek. Anne Frank'ın Hatıra Defteri
Anne Frank on üçüncü yaş gününde armağan edilen ve kimsenin ilgilenmeyeceğini düşündüğü ama aksine tüm dünyayı ilgilendiren günlüğünü işte tam da Arka Ev’e taşındıkları sırada yazmaya başlıyor. Hatıra Defteri’nin başlarında; arkadaşlarından, aralarındaki çekişmelerden, o yaşlarda yaşanan masum hoşlantılardan bahsederken kısa zamanda eski hayatına, okul sıralarına dönebilme umudu taşıyor. Defter ilerledikçe bir kız çocuğunun büyümesine; duygusal iniş çıkışlarına, kendini tanımasına, öfkesine, sevgisine evriliyor konular. Dışarıdan hep neşeli ve umursamaz görünen Anne, içindeki fırtınaları yaşından beklenmeyecek bir ustalıkla anlatırken, işgal sırasında yaşanan politik gelişmelerden de söz ediyor.(Alıntı)
“Günlük tutmak benim için tuhaf bir duygu. Yalnızca daha önce hiç yazmadığımdan değil. İleride ben de dahil hiç kimse on üç yaşında bir kızın aklından geçenlerle ilgilenmeyecekmiş gibi geliyor. Fakat aslında bunun hiçbir önemi yok, ben yazmak ve daha da önemlisi kalbimden geçen bir sürü şeyi ortaya dökmek istiyorum.”