Birinin görmediğini diğeri görür. Scribonius'un sözleriyle açklarsak, "onların görmezden geldiklerini ya da baştan savma ele
aldıklarını, biz daha detaylı biçimde inceleyebiliriz. Anlaşılmaz şekilde verileni, biz daha açık ve güçlü bir biçimde vurgulayabiliriz". Belki de bu konuyu herkesin anlayabileceği bir aşinalıkta ve sadelikte verebiliriz.
Özgürlük, kendi kurallanna göre
insanin kendi iradesi sınırlarında yaşamaktır: peki ama kim bu tür bir özgürlüge sahip? Kim özgür?
"Her kim iradesini kontrol edebiliyorsa, özgürdür,
Cesurdur ve kendine sadıktır;
Her kim ise o kişi, ne yoksulluk ne ölüm
Ne de kelepçe korkutur onu,
Kendi arzularının bekçisidir, rütbeyi hor görür,
Doğrudur ve dürüsttür."
Peki böyle bir insanı nerede bulabiliriz? Eğer böyle biri yoksa, o zaman aslen hepimiz köleyiz; bilinçsiz ve en kötüsünden hem de. Ama hiçbir insan bu hayatta kesinkes mutlu olamaz, o halde hiç kimse bilge değildir. Bir kalabalıkta bir erdeme karşılık on günah vardır. Bir ihtimal, birini bilge addedip diğerlerine ayrıcalık bahşedebiliriz ve iyi bir insan nasıl olunur tanımlayabiliriz. Peki böyle bir insan nerede bulacağız?