️️!!SPOILER İÇERİR!!
Kitap, bir miras paylaşımıyla başlıyor. Anne ve baba, vefatlarından sonra mirasın çocuklar arasında eşit paylaşılması için bir plan yapıyor ve bunu çocuklarıyla paylaşıyorlar. Ancak süreç adaletsiz ilerliyor. Bu durum aile içinde çatışmalara yol açıyor. Özellikle Bergljot ve erkek kardeşi Bard, diğer kardeşlere karşı birlikte hareket ediyor.
Fakat hikâyenin asıl derinliği burada başlıyor. Kitabın en sarsıcı yönü, Bergljot’un çocukken babası tarafından maruz kaldığı cinsel istismarın ortaya çıkması. Bu olay yıllarca bastırılmış, aile tarafından görmezden gelinmiştir. Bergljot, yaşadıklarını uzun süre kimseyle paylaşamamış, her şeyi kendi içinde yaşamıştır. İlk başlarda babasının davranışlarını bir sevgi göstergesi olarak algılamış; hatta babasının ilgisini kazanmak için annesiyle rekabet eder bir tavra bürünmüştür. Ancak 7 yaşına geldiğinde, algısı ve kavrayışı geliştikçe, kendisine yapılanların gerçek anlamını fark etmeye ve yaşadıklarının bir istismar olduğunu yavaş yavaş idrak etmeye başlamıştır. Bu duygusal çelişki, karakterin iç dünyasını çok etkileyici biçimde yansıtıyor.
Bergljot, 50 yaşına kadar bu travmayı taşıyor. Evleniyor, çocuk sahibi oluyor ama geçmişin yükünü hep içinde tutuyor. Ailesinden 15 yıl uzak kalmasına rağmen, miras süreciyle birlikte artık susmak istemiyor. Hem geçmişin hem de bugünün haksızlıklarına karşı sesini yükseltmeye karar vererek ilk önce hakkını, çocukları için aramaya başlıyor ve daha sonra ise kendi hikayesini ailesine duyurmak istiyor.
Yazar, bu ağır konuyu yalın ama güçlü bir dille anlatıyor. Karakterin zihinsel çatışmaları, bastırılmış duyguları ve Freud’a yapılan göndermelerle birlikte hikâye oldukça etkileyici bir şekilde aktarılıyor. Okuması kolay, sindirmesi zor bir kitap. Acı verici ama çok güçlü bir