Bir anne ve kızın kendi evinde ölü bulunmasının haber olmasıyla başlıyor. Karakterimiz bana Sherlock Holmes'u biraz anımsattı. Polisiye sevdiğim için çekti zaten beni direkt. Kitabın içinde Kuyu ve Sarkaç, Amontillado Fıçısı, Gammaz Yürek gibi diğer hikayeleride bulunuyor.
Hayatımın en büyük maceralarından biri. Sırf 150 karakteri geçsin diye devam ediyorum. Üzerine söylemek istediğim hiçbir şey yok bu kitabın. Kendi içimde yaşadım ve bitti. İz de bıraktı üstelik.
Bütün HikayeleriEdgar Allan Poe · İthaki Yayınları · 20142,653 okunma
Bilimkurgunun erken dönem isimlerinden biri olan Maurice Renard (1875-1939), Fransız edebiyatında “olağanüstü-bilimsel roman” fikrinin öncülerinden kabul edilir. Bilimi sadece teknolojik keşifler için değil; insan doğasını, korkularımızı ve bilinmeyene duyduğumuz merakı sorgulamak için kullanan bir yazardır.
Renard’ın bilimkurguya katkısı, fantastik ile bilimi kesin çizgilerle ayırmamasında yatar. Onun hikâyelerinde deneyler, bilinmeyen varlıklar ve bilimsel fikirler çoğu zaman gotik bir atmosferle birleşir. Bu yönüyle Edgar Allan Poe’nun tekinsizliği ile H. G. Wells’in bilimsel hayal gücü arasında bir yerde durmaktadır.
Fihrist Kitap’ın yayımladığı Görünmez Olmak İsteyen Adam, Renard’ın üç hikâyesini bir araya getiriyor:
-> Görünmez Olmak İsteyen Adam: H. G. Wells’in Görünmez Adam fikrine cevap niteliğinde. Renard, “gerçekten görünmez olan biri nasıl görebilir?” gibi bilimsel bir açmaz üzerinden Wells’in eserini sorguluyor.
-> Perili Köşk: Hayalet anlatısı gibi başlayan ama bilimsel açıklamalarla ilerleyen, fantastik ve bilimkurgunun sınırlarını bulanıklaştıran bir öykü. (Poe - Usher Evi'nin Çöküşü ile çapraz okunmalı bence)
-> Marslılar: Kısa ama etkili bir bilimkurgu fikriyle, uzay ve bilinmeyen yaşam temasını işleyen bir metin. (En sevdiğim öykü oldu)
Onu okurken akla gelen isimler arasında H. G. Wells, Edgar Allan Poe, Jules Verne ve daha sonra gelen Philip K. Dick gibi yazarlar var. Wells gibi bilimin sınırlarını kurcalıyor, Poe gibi tekinsiz bir hava yaratıyor; ama Renard’ın farkı, bilimsel fikri çoğu zaman “acaba mümkün mü?” sorusundan çok “insan bununla karşılaşırsa ne olur?” noktasına taşıması.
**Bilimkurgunun emekleme döneminde, türün sadece uzay gemilerinden ibaret olmadığını gösteren; bilim, korku ve hayal gücünü aynı potada eriten
Tsunocima'da yer alan mavi köşk adlı ongen yapıda geçen yıl eylül ayında mimar bir adam karısı ve karı koca olan hizmetçileri öldürülmüştür. Bu ailenin yanında kalan Çiori adlı kız da geçen yıl ocak ayında polisiye kulübünün yeni yıl partisinde akut alkol zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Üniversitenin polisiye kulübünde yer alan yedi genç bu mavi köşke bir haftalığına tatile giderler. Polisiye kulübündeki bu kişilere esrarengiz bir mektup gelir içeriği ise Çiori'nin öldürüldüğü yönündedir.
Mektup mimar olan ve mavi köşkün sahibi ölen Seici'ye aittir...
Eğer hayaletler yoksa göndermesi imkansızdır peki bu eşek şakasını kim yapmıştır?
Malikanede çıkan yangının sebebi nedir?
Ortadan kaybolan malikanenin bahçıvanı mı bu işin içindedir? Dahası üzerinden bir yıl geçmesine rağmen neden şimdi böylesi bir mektuplaşma olmuştur? Zengin olan Seici malikaneyi gizli odalar, dolaplar, kasalarla donatmıştır ve bunların yerini düzeneği bilen tek kişi Seicidir.
Bir sabah bu bir grup gencin bulunduğu malikanede 7 adet plastik levhaya yazılı birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, sonuncu kurban, dedektif, katil yazıları bulunur.
Orczy, Agatha, Ellery, Van, Poe, Leroux, Carr bu gençleri nasıl bir son bekliyor, adaya gelen giden olmadığına göre katil içlerinden biri mi? Geçen yedi günde her gün bir kayıp, kurtulan olacak mı?
Eser sonunda ters köşe oldum, sıradaki kitabım Dövme Cinayetleri olacak listeye eklendi.
Tavsiye ederim, reklam değil.
@domingo_yayinevi #ongenevcinayetleri
"Ama kanatlanıp çekip gittiyse
Bir gecede ya da bir günde
Bir hayal uğruna, bir hiç uğruna;
Büsbütün kayboldu denir mi buna?
Gördüğümüz, göründüğümüz veya
Her şey rüya içindeki bir rüya."
E.A. Poe - Rüya İçinde Rüya
"Gözlerden uzaklaşınca dünyâ
Binbir geceden birinde gûyâ
Başlar rü'yâ içinde rü'yâ"
Yahya Kemal- Akşam Mûsıkîsi
Poe kıyıdadır şiirinde, dalgaların vurduğu ve suların uğuldayıp durduğu; Yahya Kemal Kandilli'de, artık ne gelenin ne de beklenenin olmadığı yerde...
İhtimal ki Yahya Kemal bu şiiri Mallarmé çevirsinden okumuştur, kesinlik ki muhakkak okumuştur. Öyle ki "Rüya İçinde Rüya"nın her dizesinde bir Yahya Kemal izleği bulmak mümkün görünüyor bana. Bin ikinci gecede ne olduğunu ne olunduğunu bilecek kadar, dalgalardan bir tanesini bile olsun kurtarmaya çalışacak kadar...
***
"Kanatları daha durgun bir saat
Ruhuma tüyünü yaydığı zaman-
Bu sınırlı vakti lir'le, ezgiyle
(Yasak olan şeylerle) geçirmeye
Yanaşmaz yüreğim, bunu suç sayar!
Teller uyum içinde titreşmedikçe."
E.A. Poe - Romans
Yine de hemen öncesinde gelen beş dizeyi eklemek lazım sanki:
" O ölümsüz Akbaba yılları, bak,
Gürültü ile şimşek çakıyor gibi
Sarsıyorlar göğün tepelerini
Gotik edebiyatın efendisi Edgar Allan Poe’nun insan zihninin en karanlık dehlizlerinde gezinen 4 sarsıcı öyküsünden oluşan nefis bir derlemeyle geldim. Kitap; suçluluk duygusunu, deliliği, ölüm korkusunu ve tekinsiz atmosferleri iliklerinize kadar hissettiriyor.
Kitaptaki her bir öykü ayrı bir psikolojik gerilim şaheseri olsa da, benim bu seçkide açık ara en sevdiğim ve beni en çok etkileyen öykü diri gömülme öyküsü oldu. Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide, en büyük insani kabuslardan biri olan nefessiz kalma ve canlı canlı mezara konma korkusu o kadar klostrofobik ve çiğ bir gerçeklikle işlenmiş ki, okurken odadaki havanın tükendiğini hissediyorsunuz. Poe’nun insan psikolojisindeki o saf dehşeti yakalama becerisi bu öyküde zirveye ulaşıyor.
Kısa hacmine rağmen bıraktığı tortu çok büyük, insanı huzursuz eden ama elinden de bırakamadığı tam bir deha işi. Karanlık, gotik ve psikolojik derinliği olan öyküler sevenler bu 4 halkalık zinciri mutlaka okumalı.