DaDa

DaDa
@poemsjargon
Kendiliği,müstakil oluşu, karaduygululuğu, ötekiliği ve sıkı şiiri sever. Bu mecrayı, saydam bir not defteri olarak kullanıyor. * Paylaşımlarım, onlara kattığım subjektif yorumlar dışında, hukuki olarak asıl sahiplerini bağlar.
(...) Bizde neşe kendi başına var olamadığı gibi, ona salt neşe olarak değer de verilmez; derin Rus hüznünü bir parça olsun yatıştırabilmek için, neşeyi, gömülü bulunduğu derinliklerden özel çabalarla çekip çıkarmak gerekir. Kendi başına var olamayan neşede, neşeye özgü bir iç gücün olup olmadığı kuşkuludur ve bu kuşku, neşenin neşe olarak varoluşundan değil, hüznü hertaraf etmek amacıyla çağrılmış olmasından kaynaklanır. Ve çoğu kez Rus neşesinin, hiç beklenmedik ve anlaşılmaz bir şekilde acımasız bir dövüşe dönüştüğü görülür. Adam, elini ayağını bağlayan zincirleri kırar gibi dans ediyordur; derken birdenbire içindeki canavarı salıverir ve... bir canavar kederiyle yanındaki, yöresindeki herkesin, her şeyin üzerine saldırır , ısırır, paralar, yıkar; yok eder... Dışarının dürtüklemesiyle ve ıkına sıkına ortaya çıkan bu neşe, açıkçası benim sinirime dokunuyordu. Bunun yarattığı öfkeyle adeta kendimden geçerek hayal gücümün o anda yarattığı bir şeyler anlatmaya ve oynamaya başlıyordum: Tek istediğim, insanlarda gerçek, özgür ve zorlanmadan, kolayca ortaya çıkıveren bir neşe yaratmaktı! Bu yolda bir şeyler başardığımda beni övüyorlardı; onlarda şaşkınlık yaratıyordum. Ama sarstığımı sandığım hüzün bir süre sonra ağır ağır koyulaşmaya ve yerine sağlamca yerleşerek yeniden insanları ezmeye başlıyordu. (...)
Sayfa 320 - İş Kültür·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
(...) Jiharev kalktı, kitabı masasına götürürken birden durdu ve bir şeye içerlemiş gibi kırık, titrek bir sesle konuşmaya başladı: - Daha gözleri bile açılmamış köpek yavrularından farkımız yok... hiçbir şeyin nedenini bilmiyoruz ... Ne Tanrı için gerekliyiz ne şeytan için... Ne biçim kullarız biz? İbrahim, Tanrı'nın kuluydu, Tanrı onu karşısına alıp konuştu; Musa'yla da konuştu... Hatta Musa'ya adını Tanrı verdi, senin adın Musa olsun, dedi... demek ki bunlar Tanrı'nın adamlarıydı... Peki, biz? Biz neyiz... kimin nesiyiz? Kitabı çekmeceye kilitledi; giyinmeye başladı: - Meyhaneye geliyor musun? -diye sordu, Sitanov'a. (...)
Sayfa 310 - İş Kültür·Kitabı okudu
(...) Uğruna gönül hoşluğuyla ve büyük bir özsaygısıyla acı çekmeye hazır oldukları dinleri, -bu, hiç kuşkusuz çok sağlam, ama bir yandan da yıpranmış, iyice kirlenmiş bir giysiyi andıran inanç- her tür çirkefle yağlı bir muşambaya döndüğü için ve yalnızca bu nedenle, zamanın yıkıcı etkileri ona pek ulaşamıyordu. Düşünce ve duyguları önyargı ve dogmaların o alabildiğine dar ve ağır kılıfına öylesine alışmıştı ki, kanatları yolunmuş ve sakat bırakılmış olmalarına karşın rahat rahat yaşayıp gidiyorlardı. Bu artık alışkanlığa dönüşmüş din ve inanç dünyası, toplumsal hayatımızın en hazin olgularından biridir. Bütün yeni şeyler, böylesi bir inanç alanında, tıpkı taş bir duvarın gölgesindeymiş gibi yavaş, çarpık gelişir, cılız kalır. Bu karanlık inanç dünyasında sevginin ışığına pek yer yoktur; buna karşılık öfke, kin, aşağılanmışlık ve her zaman nefretle el ele olan kıskançlık çoktur. Bu inancın ateşi gibi görünen şeyse, çürüyüp irinlenmenin fosforsu ışıltılarından başka bir şey değildir. (...)
Sayfa 280 - İş Kültür·Kitabı okudu
Amy& Damian Marley / Reggae Blues: youtu.be/kTp7Yy_7FcQ?si=...
Müzik
Yol şarkılarından... Erkoç / Takvimler: youtu.be/NkNJWwVHIGg?si=...
Müzik