DaDa

DaDa
@poemsjargon
Kendiliği, müstakil oluşu, karaduygululuğu, ötekiliği ve sıkı şiiri sever. Bu mecrayı, siber bir not defteri olarak kullanıyor. * Paylaşımlarım, onlara kattığım subjektif yorumlar dışında, hukuki olarak asıl sahiplerini bağlar.
Güncel / Bilinçsizlik Hakkı
Ne zamandır bir "bilgi toplumu" yinelemesi içinde yuvarlanıp gidiyoruz: büyüklerimiz artık "çağı yakalamış" sayılabileceğimizi, çünkü bir bilgi toplumu olduğumuzu ya da olmamıza ramak kaldığını kesinliyorlar durmadan. İyi de nedir bilgi toplumu olmak dedikleri, bankamatikten para çekmek ve internette en ateşli cinsel kapışmalara ulaşmak mı, yoksa bireyleri çağdaş bilgilerle donatılmış bir toplum durumuna gelmek mi, açıklamıyorlar bize, yabancı sözcüklere bayılmalarına karşın, İngilizce karşılığını bile söylemiyorlar; ben, kendi payıma, hala anlamış değilim. Bildiğim bir şey varsa, o da, özellikle deyimin yaygınlaşmasından bu yana, koyu bir bilgisizlik ve bilinçsizlik bulutunun tüm toplumu yukarıdan aşağıya doğru sarmakta olduğu. Öğretim birliği bozuldukça bozuldu: bir yanda dine dayalı bir öğretim yapılırken, öbür yanda, herhalde "dine saygılı laiklik" ilkesinin gereği olarak, ussal ve bilimsel verilerin dinsel ilkelerle bağdaştırılmasına çalışılıyor; "küreselleşme"nin gereği olarak da İngilizce başdöndürücü bir hızla ulusal öğretim dili olma yolunda. Kenan Evren "İngilizce bilmeyen bir mühendis on yıl sonra bu ülkede iş bulamaz", diyordu. Bugün de İngilizce öğretim yapan bir okul gazetelerde "Siz hala annenizin dilini mi konuşuyorsunuz?" sözleriyle tanıtım yapıyor. Böylece, bir yandan bizim gibileri suçlarken, bir yandan da bilgi toplumu dedikleri şeyin gerçekte .ne olduğunu sezdiriyor: anadilinden bile kopmuş, Arapçayla İngilizce ya da, isterseniz, Suudi Arabistan'la Birleşik Amerika arasında bir arafta şaşkın şaşkın bir o yana, bir bu yana seğirtip dururken, bir ölçüde bizleri de arkasından sürükleyen bir seçkin kitle.
Sayfa 30 - YKY·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ziya Bey ve Aziz Dostu Führer!
(...) Hitler’le de, Führer olmadan önceleri, çok içtenlikli arkadaştırlar. Münih’teki birahanelerde çok bira içmişlikleri vardır. Herif Nazi mazi ama, şimdi eğri oturup doğru konuşmalı, Almanya’nın başına geçtikten sonra bile eski arkadaşı Ziya’yı unutmamış, mektup yazıp onu Almanya’ya çağırarak kendisine yardım etmek istemiştir. Ziya Bey’e Almanya’da yüksek bir görev verecektir. Çünkü o sıralarda Ziya Bey’in sıkıntı içinde olduğunu duymuştur. Hitler’den küçük adı “Adolf” diye sözeder. “İyi ki bizim Adolf’un sözüne uyup da Almanya’ya gitmemişiz. Yoksa beni de Nürnberg mahkemesinde ölüme mahkum ederlerdi.” der, biraz düşündükten sonra da ekler: “Yok, yok, ben Adolf’un yanında olaydım, bu işler gelmezdi başına; çünkü benim sözümü dinlerdi. Ona doğru yolu gösterirdim.” (...)
Sayfa 160 - ADAM·Kitabı okudu
Teknolojik Taşak!
(...) Taşakların yasaklandığı zamanlarda nasıl olup da bunca taşaklı taşaklarını koruyabilmişti. Ülkenin sayın muhbir vatandaşları nasıl olmuş da, ödül almak için bu taşaklıları ilgili ve yetkili makamlara ihbar etmemişlerdi? Olacak şey değildi. Bu işin içinde bir iş vardı. Neyse ki bilimciler bu işi iyice erdeleyip gerçeği araştırdılar ve buldular. Taşaklı olduğunu söyleyerek ödül alanların hiçbirinin taşağı kendisinin değildi ve gerçek taşak da değildi. Bunlar teknolojik taşaklardı. Teknolojinin bunca ilerlediği bu çağda, takma kirpik, takma meme, takma kamış ve hatta robot insan bile yapılırken takma taşak mı yapılamayacaktı! (...)
Sayfa 155 - ADAM·Kitabı okudu
(...) Olunca taş ak olmalı Olmamalı aman kara Ah farfara farfara Taş ak sığmaz şalvara Altı okka olmalıdır Tuman şalvar dolmalıdır Şak şak da şak şak şak da şak Altı okka gelen taş ak (...)
Sayfa 150 - ADAM·Kitabı okudu
İğdiş Edilmiş İnsanlar Ülkesinde Ayp Yeri Yerinde Kalmış Biri
(...) Ben her zaman eşitlikten yanayım. Fransızlar ayıp olmasın diye “testicule” yerine “Taşak” deselerdi, ben de o zaman taşak yerine “testikül” demeyi uygun bulurdum. Ama o zaman da şöyle bir sorun çıkıyor ortaya. Türkçede erkek olanlar, salt erkeklerdir. Oysa Fransızların sözcükleri de erkekli dişilidir. Fransızca erkek sözcüklerin başına “lö” , dişi sözcüklerin başına “la” gelir. E taşak da dişi olamayacağına göre, Fransızlar bizim taşağa “Lö taşak” diyeceklerdi. Güzel bir rakı mezesi olduğu söylenen — ben hiç yemedim — koç taşağı yerine de, yine kibarlık olsun diye koç yumurtası denilir. Öykümün başlığını “İğdiş Edilmiş İnsanlar Ülkesinde Yumurtalı Kalmış Biri” koysaydım, bu saçmalıktan kimse bişey anlamayacaktı. (...)
Sayfa 145 - ADAM·Kitabı okudu