bulantı // jean-paul sartre kitabı türkçeye en yakın okunuşu: (bkz: jan pol sartr) bulantı, jean-paul sartre'ın varoluşçu düşüncesinin en önemli edebî eserlerinden biridir. romanın temel meselesi şudur: - insan dünyaya herhangi bir amaç ya da anlamla gelmez. - evrenin ve nesnelerin arkasında önceden belirlenmiş bir anlam yoktur. - insan bu anlamsızlıkla yüzleştiğinde derin bir yabancılaşma ve “bulantı” hisseder. romanın kahramanı antoine roquentin, gündelik nesnelere (bir taş, ağaç kökü, masa vb.) baktıkça onların sadece “orada” olduklarını fark eder. bu farkındalık onu rahatsız eder; çünkü insanların yüklediği tüm anlamların aslında sonradan yaratılmış olduğunu görür. işte “bulantı” denen duygu da bu varoluşsal sarsıntıdır. kısaca: insan önce var olur, sonra kendini yaratır. sartre'a göre tanrı'nın ya da değişmez bir insan doğasının yokluğunda, insan özgürdür; fakat bu özgürlük aynı zamanda ağır bir sorumluluk getirir. roman, bu özgürlüğün ve anlamsızlık hissinin insanda yarattığı sıkıntıyı anlatır. romanın en meşhur fikirlerinden biri şudur: “varlık vardır; neden olduğu belli değildir, ama vardır.” bu yüzden bulantı, sadece bir roman değil, aynı zamanda varoluşçuluğun edebî bir manifestosu olarak da görülür. en sevdiğim cümlesi belkide ; saat üç. bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir.
Pol Elüar:
Sən-İçimin qaranlığına daldığım zaman, Beynimə fışqıran bir günəş şüası...
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yaş gününde büyük değişim yaşayacağını sanmak bir yanılsamadır.
Küçükken, doğum günü geldiğinde her şeyin değişeceğini hayal ederdi. Çok daha büyümüş olacak, çok çok farklı bir insana dönüşecekti; ancak hiçbir şey olmamıştı. Her yıl hediyeler, pastalar alıyor, kucaklanıyordu. Herkes ona büyüdüğünü söylese de zihni ve düşünceleri hep aynıydı. Zamanla hediyelerden, pastalardan, kucaklaşmalardan başka şey beklemez olmuştu. Yaş gününde büyük değişim yaşayacağını sanmak sadece bir yanılsamaydı. Alice Fikirler Diyarında Roger-Pol Droit
Alıntı
Son Zamanlarda Aldığım En Heyecan Verici Kitap
İnsan nasıl yaşamalı? Hangi değere göre? Hangi amaç uğruna? Alice yine bir tavşan deliğinin içine düşüyor; fakat bu kez yolculuk masallar ülkesine degil,fikirlerin ülkesine. Bu yolculukta karşımıza kimler mi çıkacak? SOKRATES,PLATON,DIYOJEN, MARCUS AURELIUS,BUDA,KONFÜÇYÜS, LAO TZU,MONTAIGNE,MACHIAVELLI, DECARTES,KANT,NIETZSCHE,FREUD hepsi kanlı canlı Alice'in karşısında olacak.Hadi bakalım bu güzel felsefi macera başlasın. Alice Fikirler Diyarında Roger-Pol Droit
Alıntı
Hitler sağlık raporları yayınlatırdı. Mussolini de aynısını yapardı. Pol Pot ayrıntılı tıbbi dosyalar tutardı. Bu durum, aslında diktatörün şahsında vücut bulan bir "kusursuzluk" ve "ölümsüzlük" illüzyonu inşa etme çabasıdır. Totaliter liderler için kendi bedenleri, devletin ve milletin bedeninin bir yansımasıdır. Hitler’in sağlık raporlarının yayınlanması ya da Mussolini’nin atletik pozlar vermesi, toplumun geri kalanına "Zinde bir lider, zinde bir ulus demektir" mesajını verir. Bu süreçte liderin bedeni bir et-kemik yığını olmaktan çıkarak ideolojik bir kalıba dönüşür. Ölümsüzlük propagandası, liderin hastalıklara ve yaşlanmaya karşı galip geldiği imajını besler. Pol Pot gibi isimlerin titiz tıbbi dosyalar tutması, her şeyi kontrol altında tutabildikleri ve doğanın kanunlarına bile hükmedebildikleri sanrısını yaratır. Halkın kendi zayıflıklarıyla yüzleştiği bir ortamda lider, biyolojik sınırların üzerinde bir figür olarak konumlandırılır. Netanyahu’nun prostat kanseri olduğunu açıklaması ve hemen ardından "tamamen iyileştiğini" vurgulaması (Nisan 2026), klasik bir "zafer anlatısı"dır. Trump'ın yüksek doz aspirin kullanımı ve bunun yan etkilerini (ellerindeki morluklar gibi) açıkça tartışması, tıp dünyasının tavsiyelerine meydan okuyan bir "aykırı güç" imajı çizer. Doktorların "daha az al" demesine rağmen kendi bildiğini okuduğunu söylemesi, destekçilerine "Ben uzmanların veya biyolojik sınırların boyunduruğu altında değilim" mesajı verir. Morlukları saklamak yerine onları aspirin kullanımına (yani kalp sağlığı için aldığı "cesur" bir karara) bağlaması, olası bir yaşlılık belirtisini "bilinçli bir tercih" olarak pazarlamasını sağlar. Lider, bedeni hakkındaki tartışmanın sınırlarını kendi çizer. Halk, kurbanların ya da politikanın sonuçlarını değil, liderin
1000Kitap
Protege etkisi (çırak etkisi), bir bilgiyi başkasına öğretmenin veya öğretmeye hazırlanmanın, kişinin o bilgiyi kendi kendine çalışmaktan daha etkili öğrenmesini sağlayan psikolojik bir fenomendir. "Öğrenmenin en iyi yolu öğretmektir" anlayışına dayanan bu süreç, bilgiyi yapılandırma, eksikleri fark etme ve akılda kalıcılığı artırma mekanizmasıyla çalışır. Protege Etkisinin Temel Özellikleri: Aktif Öğrenme: Konuyu başkasına anlatma beklentisi, beyni bilgiyi daha organize ve anlamlı hale getirmeye zorlar. Bilgi Boşluklarını Tespit Etme: Birini eğitirken veya bir konuyu açıklarken, bilmediğiniz noktalar daha net ortaya çıkar. Derinlemesine İşleme: Bilgiyi sadece ezberlemek yerine, mantığını kavrayarak anlama sürecini (üst bilişsel işlemeyi) artırır. Uygulama Yöntemleri: Öğrenilen konuyu boş bir odaya, hayali bir öğrenciye anlatmak, notlar çıkarmak veya sunum hazırlamak bu etkiyi tetikler. Bu etki, 1980'lerde Jean-Pol Martin tarafından geliştirilmiş olup, eğitimde ve kişisel gelişimde oldukça etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir.