Alice Fikirler Diyarında; filozofları, düşünürleri ve bilim insanlarını ilgi çekici bir kurgu içerisinde buluşturan, yalın ve akıcı anlatımı ile merakla okunan, fikirlere dair özgün bir evren inşasıyla dikkat çeken, keyif aldığım bir kitap oldu.
Ana karakterimiz Alice; Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında kitabındaki Alice gibi bir tavşan deliğine çekilir. Ancak kendini içinde bulduğu dünya Fikirler Diyarıdır. Eşlikçileri İtiraz Perisi, Kanguru ve iki fare; bu diyarı adım adım keşfetmesine, fikirleri anlamasına ve çağının ünlü düşünürleri ile sohbet etmesine eşlik eder. Öğrendiği bilgileri tartışıp özümsemesine, sorgulamasına ve “Hayat nasıl yaşanır?” sorusunun cevabını araştırmasına yardımcı olurlar.
MÖ 5. yüzyılda Atina’nın en bilge kişisi olarak tanımlanan Socrates ile bilgi üzerine tartışır. Socrates bilgeliğin, insanın kendi cehaletinin farkına varmasıyla başladığını savunur. Alice daha sonra Platon ile idealar dünyasını ziyaret eder. Fikirlerin eylemlerle bağlantısı nedir? Bu soru Alice’in zihnini uzun süre meşgul eder. Doğa bilimlerinin öncülerinden Aristoteles’ın; adalet, dostluk ve politika gibi konuları her yönüyle inceleyişini izler.
Antikçağ filozoflarından kinik filozof Diyojen; zorlayıcı durumlar yaratarak acı çekmenin önüne geçmeyi, insanın böylesi durumlara adapte olarak doğa ile uyum içinde yaşayabileceğini anlatır. Daha sonra Alice, sıkıntıları ortadan kaldırmak için bedenin ve ruhun yatışmasını öncelikli gören Epikür ile tanışır. Ancak bu tanışma, beraberinde yeni soruları getirir: Sadece ihtiyaçları gidermek mutlu olmak için yeterli midir?
Stoacılık ekolünden Marcus Aurelius ise ilkeler ışığında yaşamanın, sağduyulu davranmanın ve doğayla uyum içinde kalmanın önemini vurgular. Buradan İbranilerin dünyasına geçen Alice; kutsal kitaplardan