"Sen çıkarsan aradan, kalır seni yaratan." İşte o çok meşhur olan hadis-i kudsi:
"Nefsini bilen Rabbini bilir."
İnsan kendini tanırsa, kendisinden gelecek tehlikenin farkına varırsa, ancak o zaman Hakk'a dost olur ve son nefesini kurtarır.
"Öyleyse sevdiğini ateşten koru," dedim. Şaşırdı.
"Ne demek istediniz hocam?" dedi.
"Madem kendini seviyorsun, insan sevdiğini korur, korumalıdır. Bir tehlike var, bir ateş var, bir felaket var..."
"O nedir?" dedi "Hah," dedim, "işte mesele budur!" Yani tanımadan seversen bir gariplik ortaya çıkar.
Güvercini sevdipin gibi fesleğeni sevemezsin. Kurur zavallı. Kediyi sevdiğin gibi güvercini sevemezsin.
Sevmek için tanımak gerek; ihtiyaçları nelerdir, ne lazımdır?.. İnsan kendini tanırsa saadeti nerede, felaketi nerede, bunu bilir ve böylece doğruyu sever. Sevdiğinin bir manası olur. Yoksa ben çok adam tanıyorum, alkole müptela olmuş, çünkü kendini seviyor. Kumara müptela olmuş, hayatını kumarla tüketmil ama sorsan seviyor, sevdiği yani zevk aldığı için oynuyor.
İyi de aziz kardeşim; sen kendini tanımıyorsun, kendine zarar verdiğinin farkına varmıyorsun ve hayatı şu kadarcık, üç beş günlük bir hikayeden ibaret zannediyorsun.
Böyle sevmek mi olur? Sevmek için tanımak lazım.
Hani belediyeler evlere doğalgaz döşemekle iftihar ediyorlar ya hocam, en ücra mahallelere bile doğalgaz getirdik filan, o önceden sobaydı hani. Aslında bizim, herkesin etrafına doluşup birbirine yaklaştığı o ortadaki sobaya ne kadar çok ihtiyacımız var...
Tabi...
Herkesin, konuşmasa bile birbirinin gözüne baktığı...
Biz birbirimizin gözüne bakmayı unuttuk. Evin bütün odaları aynı anda ısınınca koptuk gittik birbirimizden, halden anlamaz olduk. Halden bilmeyen ahlaktan ne bilsin...