Sonomura bir gün arkadaşını arar ve bir cinayete tanık olacağını söyler.
Edgar Allan Poe'nun romanındaki gibi şifreyle yazılmış bir kağıt parçasını bulduğunu ve bunu deşifre ettiğini, cinayetin yerini de doğru bilirse canlı canlı bir cinayeti izleyebileceğini söyler. Takahaşi başta inanmaz ama sonrasında hem arkadaşının akıl sağlığından şüphe ettiği için yalnız bırakmamayı hem de gerçekten böyle bir cinayet vakası varsa şahit olmayı istediği için Sonomura'nın teklifini kabul eder ve onunla beraber yol almaya başlar. Ama işler aslında bambaşkadır. Japon edebiyatının o kendine has tarzı, garip kurguları, farklı cinsel fantezileri, karakterlerin uçuk düşünceleri... hepsi yine bu kitapta mevcut. Yazarın çılgın fikirlerle kitap yazması edebiyat dünyasına farklı bir soluk kazandırıyor.
Kitabın çevirmeni Devrim Çetin Güven için ise, ilk defa bu kadar Türk kişilikli Japon kitabı okudum. Japonlarda olmayan tabirler, ifadelerle konuşma şeklini neden kullanmış anlamadım. Japonca'yı Türkçe'ye çevirmiş ama Devrim beyi de Türkçe'den Türkçe'ye biri çevirmeli. O kadar eski Türkçe kelime vardı ki, kitabın ruhunu öldürüyordu. Anlaşılıyor mu, evet. Ama çağdaş romandan uzaklaştırıyor. Ne gerek varmış bunu böyle basmaya anlamadım.