mektup da yazmayacağım artık. başkasına değiştiğimi söyleyip de ne olacak ki? değişiyorsam, eski halimde kalmıyorum demektir; eski ben olmaktan çıkınca da belli ki tanıyanlar kalmamıştır beni. yabancılara, beni tanımayanlara hiç yazabilir miyim?
gözlerimi kapatıp, o kaybolmuş güzel görüntülerden olabildiğince çoğunu
hatırlamaya çalıştım. onları avucumda toplamaya çalıştım. ömürleri kısacık olsa da.
onunla aramızdaki tuhaf dostluk, ilişkimizde ne denli tedbirli davranırsak
davranalım, ne kadar serinkanlılıkla hareket edersek edelim sonsuza dek sürmeyecekti. en sonunda bir çıkmaz sokağa ulaşmamız kaçınılmazdı. acı verici biçimde kesindi bu.
ama orada hissettiğim şey, hiçbir şeye benzemeyen bir yalnızlıktı. bunu fark ettiğim anda, beni çevreleyen dünyadan birkaç renk daha sonsuza dek silinip gidiverdi. bu boşluk duygusunun enkazı içinden, yıkık dökük dağın tepesinden,
kendi yaşamımı çok ilerisine kadar görebildim.