The sun, an hour above the horizon, is poised like a bloody egg upon a crest of thunderheads; the light has turned copper: in the eye portentous, in the nose sulphurous, smelling of lightning. When Peabody comes, they will have to use the rope. He has pussel-gutted himself eating cold greens. With the rope they will haul him up the path, balloon-like up the sulphurous air.
bundan bir yıl önce, beş şubat akşamı yatağımda tam da moby dick'in bu kısmını okurken aklıma bir düşünce gelmişti:
"belki de bu kitabı bu yatakta şu andaki gibi bir daha asla okuyamayacağım. hiçbir şey olmasa bile bir daha bu an asla tekrarlanmayacak."
burayı okuduktan sonra kendimi onaylanmış hissedip sayfanın bir fotoğrafını çekmiştim ve alıntıyı burada paylaşmıştım.
o yatakta bu kitabı bir daha okuyamadım ve sonrasında korkunç şeyler yaşandı. hâlâ tek isteğim insanların bundan bir ders alması.
Kısa zamanda Flask'ın dediği çıktı. Önceden ispermeçet balinasının başına doğru yatmış olan Pequod şimdi iki başın dengelemesiyle omurgasını doğrulttu ama iki yandan iyice gerilip kalmıştı. Böylece bir yana John Locke'un başını yükleyip o tarafa gidersiniz, öte tarafa Kant'ın başını yükleyip geri gelirsiniz; ama perişan olursunuz. Böylece bazıları rüzgârı iyi almak için sürekli yelkenleri ayarlarlar. Ah aptallar, atın şu kafaları denize bak nasıl güzelce süzüleceksiniz suların üstünde.
Sayfa 432 - Can Sanat Yayınları – 5. basım, 2022·Kitabı okudu