Andı Patroklos'u, seslendi içini çeke çeke:
"Sen de, kısa ömürlü sevgili dostum, sen de,
şu barakada güzelim yemekler çıkarırdın karşıma,
Akhalar koşuştuğu zaman dört dönerdin çevremde
Troyalılara getirmek için gözyaşı döktüren savaşı.
Şimdiyse yatıyorsun, gövden parça parça,
içerdeki yiyeceği içeceği istemiyor canım,
özleyip duruyor seni yüreğim.
Bundan büyük bela gelmezdi başıma,
böyle dokunmazdı babamın ölüm haberi bile,
o şimdi özler durur yaban ellerdeki oğlunu,
sımsıcak gözyaşı döker Phthie'de,
tüyler ürperten Helene için ben
Troyalılara karşı dövüşüyorum diye,
duysaydım aldırmazdım o kadar
Skyros'ta büyütülen oğlumun öldüğünü,
bilmem tanrıya benzer Neoptolemos yaşıyor mu?
Bir zamanlar düşünürdü göğsümde yüreğim,
ben at besleyen Argos'tan uzakta,
Troya'da öleceğim derdim tek başıma,
sense döneceksin derdim Phthie'ye,
kara bir gemiyle gidip alacaksın oğlumu,
götüreceksin Skyros'tan yurda,
bir bir göstereceksin benim varlığımı,
adamlarımı, yüksek büyük evimi.
Peleus da o zaman ölmüş olurdu,
şimdi bile çok az günü kaldı,
zorlu yaşlılık yıpratır onu,
kara haberi bekler durur,
benim öldüğümü bildiren haberi."