Sonsuz Akışın Sırrı: Polialektik Bir Bakışla Bilgi ve Varoluş
Cevat ORHAN
Sonlu Sınırsızın Sonsuzluk Labirentindeki Kristof Kolomb Hikâyesi
Giriş:
Her şey, bir hikâyeyle başlar. 1504 yılında Jamaika'da mahsur kalan bir kaşif ve hayatta kalmaya çalışan bir avuç denizci. Yiyecekleri tükenmek üzereyken, kaşif Kristof Kolomb, bir almanağın sayfalarında, yaklaşmakta olan bir ay tutulmasını keşfeder. Bu bilgiyi kullanarak yerlileri tehdit eder: Eğer yiyecek vermezlerse, tanrının öfkesinden dolayı ay kararacak ve kana dönecektir. Tutulma gerçekleşir, korkuya kapılan yerliler yiyecekleri gemilere yığar. Kolomb, daha sonra oğluna bir not yazdırır: "Cahillik her zaman köleliği getirir."
Bu hikaye, sanıldığının aksine basit bir aldatmaca değil, varoluşun en derin sırlarını içinde barındıran bir aynadır. O notta gizlenen ders, bilginin, sadece bir güç aracı değil, aynı zamanda varoluşun kendisiyle olan ilişkimizi belirleyen bir anahtar olmasıdır. Bu makale, bu özel hikâyeden yola çıkarak, bilgi, ruh, bilinç ve varoluş arasındaki karmaşık ilişkileri, polialektik bir felsefi bakış açısıyla ele alacaktır.
Bilgi: Ne Heisenberg Ne Tesla
Kolomb'un elindeki bilgi, Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi'yle Tesla'nın Belirlilik arayışının birleşimi gibiydi. Ay tutulması, yerliler için nedenini bilemedikleri, sonuçlarını kestiremedikleri mutlak bir belirsizlik ve kaos kaynağıyken, Kolomb için önceden hesaplanmış, tamamen belirlenmiş ve öngörülebilir bir olaydı. Bu durum, aynı gerçeğin, bilgi seviyesine göre nasıl değiştiğini gösteriyor. Gerçeklik, görecelidir; izafiyet, sadece fiziksel evrende değil, bilincin kendisinde de geçerlidir.
Ancak, bilgi bir silahtan çok daha fazlasıdır. Kozmolojik bilgi, evrenin temel yasalarının ve her şeyin potansiyelinin bulunduğu o nihai kaynak olan Mutlak