Pierre Bourdieu'nün o ünlü Eril Tahakküm adlı eserinin post-scriptum'unda yaptığı gibi, bu soruyu daha önce kimse özünde bu kadar iyi sormadı: "Aşk, eril tahakküm yasasında, temsillere dayalı şiddetin ötelenmesine yarayan ve en yüksek değerin atfedildiği tek istisna mıdır, yoksa bu şiddetin en ustalıklı şekilde saklandığından dolayı en üst seviyedeki hali midir?"
Kitap Alıntısı
İsim Hariç (Post-Scriptum)
Tükenmeden söz etmenin bir başka koşulu bu tamamlanmış biçimselleştirmenin bakış açısından bakmak ve Leibniz’in Angelus Silesius hakkında dile getirdiği ‘’neredeyse ateizme eğilimli zor mecazlar’’ biçimindeki şiirsel güzelliği, bu biçimsel ya da kavramsal bütünselliği dışsal bir şey olarak değerlendirmektir. Bunu yaptığınız zaman da, ontolojik biçimciliği şiirsel biçimcilikle karşılaştıracak ve biçim ile içerik arasındaki problematik bir karşıtlığın tutsağı olarak kalacaksınız. Fakat kavram ile mecaz; mantık, retorik ile poetika, anlam ile dil arasındaki bu son derece geleneksel ayrılma (disjonkction), yapıçözüme tabi tutulabilen veya tutulması gereken felsefi bir önyargı değildir yalnızca. ‘’Negatif teoloji’’ denen olay, bizzat imkanında, bu felsefi önyargıyı yeniden soru konusu etmeye güçlü bir biçimde katkıda bulunacaktı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Post-Scriptum Kimim? Nereden geliyorum? Antonin Artaud’yum ve bunu söyleyeyim söylemesini bildiğim gibi o anda şimdiki bedenimin parçalara dağıldığını ve belli on bin görünüş altında kendini topladığını göreceksiniz. artık hiçbir zaman beni unutamayacağınız bir yeni beden.
Sayfa 31 - Nisan Yayınları
POST-SCRIPTUM Van Gogh özel bir sayıklama durumundan dolayı ölmemiştir, ama başlangıçtan beri bu insanlığın haksız tininin çevresinde çırpındığı bir sorunun bedensel olarak zemini olmaktan dolayı ölmüştür. Tenin tine, ya da bedenin tene, ya da tinin her ikisine üstünlüğü sorununun. Ve nerdedir bu sayıklamada insan benliğinin yeri?
Sayfa 13·Kitabı okudu