Tutku doruk noktasına, cinnet haline, gerçekte asla sahip olunamayacak şeyi ele geçirmek için harcanan çabada ulaşıyor; çünkü tutku bir yanılsamadan kaynaklanır, çünkü onun asıl itici gücü, asla gerçekleştirilemeyeceğine, doyurulamayacağına ilişkin o gizli bilgidir, çünkü tutku, romantik organizmalara saldırır, duyguların doğal birleşmesinin önünü kesip
tam o noktada bir yangın başlatır. İki kişi arasındaki ihtirasın kökeni, birbiriyle kaynaşamayacak, eriyemeyecek unsurları kaynaştırma arzusu, o yakıcı özlemdir. İnsanoğlu bu deneyim sırasında, kendi kendini aşırı bir ısıya maruz bırakır; sanki örtüşemeyen, ergiyemeyen unsurları ancak bu yolla, bu aşırı ısıyla eritebilecekmiş gibi - suyla ateş, ateşle toprak, kayayla su. Yenilmeye mahkum bir girişim; boş bir çaba.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zaman acıya kenetlendiği, onunla aynı hücreyi mesken tuttuğunda (komşular ve ikizler), zaman ve acı az ya da çok mahrem bir ilişki kurmuş olur.
Geride kalansa, soğuğa da sıcağa da bağışık, büyük bir kaybın hareketsizliğe ve zamansızlığa taşıdığı, uyuşturduğu bir kadının dış kabuğuydu.
Masumluğu beni korkutuyor; benim görmüş geçirmişliğim de onu. Ancak ikimiz de, ötekinin ne istediğini bilmiyoruz; ikimiz de acı çekmekten öylesine korkuyoruz ki, her an tüymeye hazırız.
Djuna dayanıksız nesnelerden oldu bitti hoşlanmıştı. Sağlam, kunt şeyler onda süreklilik, kalıcılık duygusu uyandırıyordu. Hiçbir zaman sağlam bir ev, dayanıklı mobilyalar istememişti. Bütün bunlar birer tuzaktı. Onlara sonsuza kadar bağlanabilirdin. O, yerinden kolayca oynatabileceği, en küçük bir pişmanlık duymaksızın içeri ya da dışarı sürebileceği dekorları, sahne donanımlarını yeğlerdi. Az sonra dağılıp giderler, sen de herhangi bir şeyi yitirmiş olmazsın. Geride kalan, yaşamayı sürdüren tek şey canlılık, parlaklıktır.
Bu alışılmadık, yabancı deneyimi nasıl yaşayacağına henüz
karar verememişti de, harıl harıl düşünüyordu sanki: Onu içselleştirsem mi yoksa yalnızca tadına mı baksam?