Kafatasımı açıp, bütün bu gri yumuşak kıvrım kıvrım yığını çıkarıp uzağa atsaydım, bir köpeğin önüne atsaydım, ne iyi olurdu!
Hiç kimse anlayamaz. Hiç kimse anlamayacak.
Kimsenin göremeyeceği bir yere gidip, kimsenin sesini duymadan, bir çukurda uyuyup asla uyanmamayı diliyordu. Zira ilk defa çevresindeki insanlarla kendisi arasında bu ana kadar fark edemediği korkunç bir girdap olduğunu hissetmişti.
Rieux, silkindi. İşte kesin olan şey, bu idi. Günlük uğraşı. Gerisi, pamuk ipliğine ve önemsiz hareketlere bağlıydı, insan olduğu yerde kalamazdı. Esas olan, işini iyi yapmaktı.