Ah, bu sarayın duvarları ne yüksek ve bu kubbe ne kadar alçak duruyor! Her dakika, sanıyorum ki, elimi uzatsam ona temas edeceğim. Bu aldanış kalbimin sürekli ve biricik azabıdır.
Bir gamlı hazanın seherinde
Israra ne hacet yine bülbül?
Bil, kalbimizin bahçelerinde,
Can verdi senin söylediğin gül!
Savrulmada gül şimdi havada,
Gün doğmada bir başka ziyada...
Ateş gibi bir nehr akıyordu,
Ruhumla o ruhun arasından.
Bahsetti, derinden ona halim,
Aşkın bu onulmaz yarasından.
Vurdukça bu nehrin ona aksi,
Kaçtım o bakıştan, o dudaktan.
Baktım ona sessizce uzaktan,
Vurdukça bu aşkın ona aksi...