George Orwell’ın ‘1984’ adlı kitabından sonra okuduğum, dili çok açık ve akıcı, hiç yormayan, kolayca anlaşılabilir müthiş kitabı. Çiftlikteki hayvanların insanın yönetiminden sıkılıp ayaklanma yaparak yönetimi ele geçirdiği ve sonrasında daha da diktatör bir yönetim şeklini benimsediklerini anlatan bir kitap. Yazarın hayvanlar üzerinden yaptığı betimlemeler, Snowball ve Napoleon’un aslında çiftlik için yararlı olabilecek fikirleri sırf birbirlerine inat olsun diye yokuşa sürmeleri, ana parti-muhalefet çakışmasını, birbirlerini yemekten iyi fikirlerini bile uygulamaya geçiremediklerini çağrıştırdı. Çiftliğin en çalışkan hayvanı olan Boxer’ın yaralanıp işe yaramaz hale gelince kasaba satılması, insanların ülkesine hizmet için kullanılıp işe yaramaz hale gelince çöp gibi gözden çıkarılmasını, bütün hayvanların söylenen her şeyi tartışmasız kabul edip, boyun eğip eskisinden daha kötü duruma düşmeleri, sorgulamayan ve hakkını aramayan bir milletin ezilmeye ve yok olmaya mahkum olduklarını apaçık ortaya seriyor. Yedi Emir’in en başta değişmez olduğunu fakat yönetimdeki domuzların işlerine geldikleri gibi onları gizlice değiştirdikleri, daha sonra da eski halini hatırlayanlara ve savunmaya kalkacak olanlara ‘hain’ muamelesi yapmaları, aslında hayvanların eskisinden daha aç ve daha zor şartlar altında çalışıp “en azından özgürüz ve kendi refahımıza hizmet ediyoruz” diye düşünmeleri fakat sadece yönetimdeki %1’lik kesimin refahı için çalıştıklarını anlayamamaları geçmiş tarihten günümüze kadar devam eden tabloyu aslında açık bir şekilde ortaya koyuyor. Her ne kadar Orwell, kitapta Stalin’e yönelik eleştiri yapsa da çok yönlü, genel, tüm dünyadaki diktatörlüklere ve yönetimdeki sahtekarlıklara karşı yapılmış müthiş bir yergi var. Her insanın mutlaka okuması gereken harika bir