“Ünlü bir Baro Başkanı ölürken yanına sevenleri toplanmıştı. Tok gözlüydü. O dönemde avukatlara kağıt para verilmezdi, bir ufak meşin torba içine bir kaç altın konur, ayak ucuna bırakılırdı. Zaruret içinde yaşayan Baro Başkanına ‘Üstad ayak ucunuza o kadar kese bırakıldı. Neden böylesiniz?’ diye soruldu. Yanıt şöyle oldu: Almak için eğilmek lazımdı, yapamadım.”
“Yalnız bir gün, hatta bir gün bile değil, birkaç saat birbirimizi görmüştük. Hangi gizli ruh alakası bizi birbirimize bağlamış, iki sene sonra kırk yıllık iki dost, hatta bir baba kız gibi bizi birbirimizin kollarına atmıştı? Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!..”