Çarmıha ger onu ey büyük yargıç, çarmıha ger ve sonra acı! O zaman çarmıha gerilmek için kendi ayaklarımla gelirim sana, çünkü ben sevinçlerle değil, aşağılanmalara ve gözyaşlarına susamış bir insanım!..Ve sen, içki satıcısı, senin şu şişen bana zevk mi veriyor sanıyorsun? Ben bu şişenin dibinde aşağılanmayı aradım, aşağılanmayı ve gözyaşını... Buldum da aradığımı, buldum ve tattım... Acımak! Bize ancak, herkese acıyan acıyabilir, herkesi ve her şeyi anlayan.
Çaresi olmayan hastalıkta acılar sona erer,
İyileşme umuduyla duyulan acı beterini görüp diner.
Yaş tutmak gelmiş geçmiş yaramazlıklara,
Yol açar kısa yoldan yeni mutsuzluklara.
Kader alıp götürürse elde tutamadığımızı,
Soğukkanlılık alaya alır kaderin zararını.
Soyulduğunda gülen, hırsızdan bir şey çalar,
Boş yere kederlenen, kendi kendini soyar.
Öyle parlak sözler söyleyemem ben, dokunaklı cümlelerle yumuşatamam yürekleri .Anlattıklarımı doymak bilmez kulağıyla yutardı sanki. Söz edip çektiğim acılardan gençliğimde, sık sık baştan çıkardım gözyaşlarını. Emeğimin karşılığını da aldım hikâyem bittiğinde, öyle bir içini çekti ki dünyalara bedeldi.O, beni başımdan geçen tehlikeler için sevdi, ben de onu anlattıklarıma acıdı diye. Kullandığım tek büyü bu işte.