“Hiç tatile çıktınız mı?” dedim.
“Tatil mi!”
“Birkaç günlüğüne kırlara gidip temiz hava aldınız mı ya da bir günlük izin kullandınız mı mesela, dinlenmek için?”
“Yok daha neler!” diyerek güldü, ilk kez işine ara vererek. “Tatil ha? Benim gibilerin tatil neyine? Rüyamda görürüm anca!
Meşgul bir kadındı, besbelli. Her sabah beşte kalkmak, tüm işler bitmeden yatamamak, canı çıkana kadar çalışmak, on üç yılını böyle geçirmek ve karşılığında kırlaşmış saçlardan, pis elbiselerden, çökük omuzlardan, hırpani bir görünüşten, çirkin ve iç bulandırıcı bir sahil mahallesindeki şu dar sokak içinde, duvarlara üç metre mesafeye sıkışmış salaş bir kafede bitimsizce ter dökmekten gayrısı geçmemişti eline.