İnsanın kendini bırakmaması, balığın kavağa çıkmasını bekler gibi boş umutlara kapılmaması gerek... Yüreğinde aşkın kıpırtısını duydun mu, yapılacak en iyi şey onu ordan kovmaktır.
Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı.
yani kendine hayranlık, saygı ve bağlılık gibi adlar koyduğu, bahaneler uydurarak üzerini örttüğü duygunun bütünüyle aşk, prangasız ama mutlak, tutkulu bir aşk olduğunu açıkça kavratacak duygu eksikti.