Annem söylediği şeyleri bilmiyor, benim için tasalanıyor sade. Ona bir seferinde, üç düşman siperi gördüğümüzü; içindekileri, ne haldelerse öyle, inme inmiş gibi taş kesilmiş bulduğumuzu mu anlatayım? Göğüs siperlerinde, barınaklarda, bulundukları yerde, yüzleri mosmor ölüp kalıvermiş olduklarını mı?
Onlar hala yazıp söylerken, biz hastaneleri, can çekişenleri görüyorduk; onlar devlete hizmeti en büyük fazilet diye vasıflandırırken, biz artık ölüm korkusunun daha baskın olduğunu anlamış bulunuyorduk. Ama yine de isyan etmedik. Askerden kaçmadık, korkak olmadık. Biz vatanımızı onlar kadar seviyor, her hücumda cesaretle ileri atılıyorduk. Ama şimdi ayırt ediyoruz. Birden bire görmeyi öğrendik, onların dünyalarından hiçbir şey kalmadığını gördük. Ansızın korkunç bir şekilde, yapa yalnız bulduk kendimizi ve bu işi bir başımıza halletmek zorunda kaldık.