S.

Bizler zanaatkarları biraz aşağı görüp hiçbir zanaatı öğrenmemiş, boş oturup tembellik eden ve tembellikleri sürsün, zevkleri keyifleri bozulmasın diye bir sürü köle tutmuş olanları saygı duyulacak soylu kimseler yerine koyduğumuz için, bizimle alay etmektedirler.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir oğlumuzu zenginliğe ve şan şerefe ulaştırabilmek ve ona mirasçımız olarak fazla fazla mal mülk bırakabilmek için, kamusal varlıkların, malın mülkün haydutlarına dönüşürüz, işte bencillik buna yol açar, kişi, kendi ailesi (soyu) itibariyle zaten zengin ve güçlüyse bu endişeyi taşımaz; oysa güçleri sınırlı olan ve saygın bir aileden gelmeyen kimse, (bu amaçlar doğrultusunda) eli sıkı, sinsi, riyakar, ikiyüzlü, sahtekâr biri olup çıkar. İşte, orada (özel) mülkiyet olmadığından, bencillik, kendini düşünme özelliği amaçsız, işe yaramaz bir hâle geldiği için ortak varlığa (topluma) kalan artık sadece sevgidir.
(…) seneler savaş ile barışın, neşe ile hüznün birbirini izlediği kısa dönemler hâlinde gelip geçiyordu.
Büyük bir kitap, sonu olmayan bir kitaptır, çözümsüz bir bilmeceler kitabıdır. Hikâyenin ardında kör bir nokta vardır. Onu aydınlatmaya çalışırken insan kaybolur, oysa onu olduğu gibi karşılamak gerekir; gizemin bereketi budur.