Ey insan ! Bu kitabı sana ithaf ediyorum .Başının üstünden büyük bir rüzgar geçiyor. Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek ümit ışığı olarak en kudretli kaynağı uranyumda değil ,senin ruhunda sıkışmış maddeden kopararak çıkardığın korkunç tahrip aletinin patlayışından yükselecek alevi bekletiyor .Ey bahtsız ! Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı ,bu kadar hayran ve düşman olmadın .Laboratuvarında aradığın ,incelediğin ,oyduğun ,dibine indiğin ,sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok .
“ insanın birbirinden farklı bir çok sevda gecelerine ait hatıraları olmalıdır; doğuran kadınların haykırışlarına ait, içine kapanan, hafif ,beyaz ,uyuyan lohusalara ait hatıraları olmalıdır .Hem de can çekişen kimselerin yanında oturmuş bulunmalıdır. Kesik kesik gürültüler duyulan, penceresi açık odada ölülerle durmuş olmalıdır. Ve insanın hatıraları…’’