hasetçileri gamdan azad ettim/ zalimlere gizlice insaf ettim de/ kendi hakkımda kendim zulmettim.../ sabrımdan herkes feryada geldi/ sandım ki ben feryad ettim
“ben de soğukta kaç kez çıplak dolaştım, üşüdüm.. neden üşüdüğümü bilemem.. hiçbir şey bilmem ki!! belki ateşte ısınmaya alıştığımdandır.. ölülere elimi sürdüm, toprak gibiydiler.. buna ölüm denebilir mi?? çiçek büyütülebilir bir ölünün etinde.. ama bu iş için bir canlıyı seçmenin daha doğru olabileceği kanısına vardım.. bunu kendimde deneyemezdim, kimseyi inandıramazdım, çıbanlarımdan korkup kaçarlardı.. kısacası, ben bir bilimseverim..”
“ sıcakla soğuğun aynı olduğuna kim inanır!! sayı şaşırttı bizi.. eskiden sayı yoktu, nitelikler de.. yalnızca yaratma vardı.. ah geride kalan mutluluk!!”
“engizisyon mahkemelerinin, insanları ateşe atmaları, bilime inandıklarından değildi.. tam tersine, onlar bilim adamlarını, düş görenleri, güneşi satılığa çıkaranları, suyu yakanları ve göğü toprağa karıştıranları yakıyorlardı .. maddeye inanmadıkları halde bunu yapmaları, kısaca dinsizliktir.. anlaşılıyor ki, kilise, öteki dünyaya, ruhun ölümsüzlüğüne de inanmıyordu, çünkü ruhu yakmak için bir ateş bulamadı..”