hasetçileri gamdan azad ettim/ zalimlere gizlice insaf ettim de/ kendi hakkımda kendim zulmettim.../ sabrımdan herkes feryada geldi/ sandım ki ben feryad ettim
“…gerçi her gece düş de görüyorduk, ama düşlerin ölçülebilir bir niteliği yoktu.. onların hızını bulan hiçbir bilim adamı yetişmemiştir.. kaç saniyede , kaç imge geçer düşte?? hız ölüme yakın bir şeydir.. hızı ölçülemeyen düşler tam bir bilgiye elverişli değildir..”
“gölge ve ışığın ilk bulucusu platon’dur.. bundan ötürü çok acı çektiğini sanırım.. bir olanı ikiye ayırmak acı vericidir.. mağarada doğduğum için iyi bilirim, gölge ve ışık aynıdır.. gölge olmazsa ışık da olmazdı.. (oysa bunun tersini öğrettiler bize…)”
“ o sırada, sanki neden aldandığımı göstermek istiyormuşçasına, ikindi güneşi parlayıverdi.. ah bu aydınlığın ağırlıksızlığı.. bir imgenin yerini beyaz bir ışık almıştı.. bilincim bana bu ışığın gerçek olduğunu söylüyordu.. çünkü ikisi de aynı mayadan yapılmıştı.. yaratmaların çoğu böyle yarıda kamıştır.. lânet olsun!! sırasında çekilmeyi beceremeyen bir düş ise, başka bir gerçeği kaçırıvermişti elimden..”