6/10
·284 syf.··
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2023 12:42
İskoçya Reformu İskoçya Reformu, din konusundaki anlaşmazlıkların neden olduğu bir dönemdeki çalkantılar ve değişiklikler dönemidir. Katolikler ve Protestanlar arasındaki teolojik mücadele, 16. yüzyılda 150 yıldır devam etmekteydi. Her ikisi de Hristiyanlığın otantik yorumu olduğunu iddia etti. Katolik Kilisesi yüzyıllar boyunca Avrupa'da baskın dini güç olmuştu, ancak Protestanlar inançla ilgili farklı bir yaklaşım benimsemekteydi. Martin Luther (1483-1546), Katolik Kilisesi'ni onaylamayan bir Alman keşişti. 1517'de, kiliseyi değiştirmeye yönelik taleplerini yazdı ve Wittenberg kentindeki bir kilisenin kapısına listesini çiviledi. Protestanlık hareketini başlattı ve Katolik Kilisesi'ni çürümüş ve orijinal İncil öğretilerinden uzaklaşmış olarak etiketledi. Luther, Papa'nın meşru bir ruhani otorite olmadığına inanmıyordu. Papa'nın otoritesini reddeden kişiler genellikle kâfir olarak yakılmaktaydı. Luther taleplerini değiştirmeyi reddetti, ancak Alman soyluları arasında yeterli destek oluşturmuştu, bu nedenle cezalandırılmaktan kurtuldu. İnsanlar, Luther'in Hristiyanlığın yorumuna uyarak takip etmeye başladı ve Protestanlar ile Katolikler arasındaki mücadele, Avrupa tarihini gelecek yüzyıllar boyunca tanımlayacak hale geldi. Bu dönem, Hristiyanlığın reform edildiği dönemdir ve Reformasyon olarak adlandırılmaktadır. 16. yüzyılda İskoçya'da din günlük hayatta önemli bir rol oynadı. Kilise eğitim, rehberlik, sağlık hizmetleri ve sosyal birlik sağlıyordu. Cennet ve cehenneme gerçekten inanan insanlar manevi otoriteden yönlendirme arzusu duyuyordu. Reform hareketi toplumu Katolik ve Protestan kesimlere ayırdı. Bölünmenin her iki tarafı da gerçek cennet yolunu sağladığını iddia etti ve diğer tarafı kafir olarak ilan etti. İskoçya'da ortaya çıkan ilk Protestan kitaplar
Edebiyat
Bağışlanmış Bir Günahkârın Özel Anıları ve İtirafnamesiJames Hogg · İletişim Yayınları · 2019378 okunma
Puan vermedi·755 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Kitap d'Artagnan'ın Meung kasabasından silahşor olma hayaliyle Paris'e gelişiyle başlar. Athos, Porthos ve Aramis d'Artagnan'ın güvenilir olduğuna inanır ve onu aralarına alır. Üç Silahşor kitabında tüm maceralara atlayan ve içlerinde en zeki olan kişi d'Artagnan'dır. Tüm bu maceralarda dostluğun nasıl kuvvetli bir bağ oluşturduğuna şahitlik ediyoruz. . . . Kitap ilk başlarda Kardinal Richelieu’un Kralın Muhafız birlikleriyle olan sürtüşmeler ve entrikalarla başlıyor. Fransa ve Ispanya savaş eşiğinde olduğundan Kraliçe Anne ( babası İspanya Kralı Philip III’tür) ile Kral XVIII Louis evlilik yapar fakat evliliklerinde Kardinal sürekli Kraliçe Anne'den şüphelenmektedir çünkü Kraliçe'nin İngiliz Buchingham Dükü George Villiers'le gizli ilişkisi vardır. Dört arkadaş Fransa’nın birliği için Kraliçenin bu ilişkisi açığa çıkmasın diye mücadeleler vermektedir Kardinale karşı. . . . Kitabın sonlara doğru kardinalin ajanı Milady ve La Rochelle kuşatması ile ilgili. Önce şu konu hakkında kısa bir bilgi vereyim, 1560’larda Fransa'da Huguenot adı verilen Calvinist Protestan olan bir cemaat. 1572’de Aziz Bartolomeus Yortusunda Huguenotlar Katolik Fransa tarafından katliama maruz kaldı. La Rochelle kuşatması ise çoğunluğun Huguenot olduğu La Rochelle'de başlayan ayaklanmasına Katalik Fransa'nın karşı çıkmasıdır. . . Alexandre Dumas'ın tarihi genelde çarpıttığı söylenir fakat ben tarihi çarpıtmasıyla ilgilenmedim. Silahşorlerin her girdiği mücadelede onuru adaleti güveni dostluğu gözetmesi beni çok etkiledi. Kitap hem tarihi roman olması hem kitabın uzunluğu sizi korkutmasın anlatımı çok akıcı, keyifli ve zihni yormayıp iç gülümseten bir roman.
Edebiyat
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·248 syf.··
2020 13. kitabı
akdemir, plantinga'nın analitik felsefesini onun tanrı inancının rasyonelliği ve kötülük problemi konusundaki düşünceleri örnekleminde incelemektedir. buna göre plantinga klasik temelciliği eleştirip reformcu epistemoloji olarak bilinen bilgi anlayışını geliştirmiştir. kötülük problemine karşı geliştirdiği özgür irade savunması ile de günümüz felsefesinde kendisine önemli bir yer edinmiştir. plantinga'nın reformcu epistemolojisini özetleyecek olursak; 1. klasik temelcilik bir inancın kanıtlanmaya ihtiyaç duymayan temel bir inanç sayılabilmesi için bir ölçüt geliştirmiştir. antik temelciliğe göre bir inanç eğer kendiliğinden ya da duyulara apaçık ise, modern temelciliğe göre ise kendiliğinden apaçık ya da yanlışlanamaz ise temel sayılır. plantinga bu anlayışı dar ve sığ olmakla itham eder, ona göre bizim temel olan daha birçok inancımız vardır. ikinci olarak plantinga klasik temelciliğin tıpkı delilci itiraz gibi kendi ölçütüne uymadığını, bu nedenle kendiyle çelişik olduğunu savunmaktadır. 2. plantinga tanrının varlığına dair klasik delillerin iman etmek için gerekli olmadığını, fakat bu delillerin kişinin zaten sahip olduğu inancı destekleyebileceğini savunur. fakat yine de ona göre tanrı inancı delillendirilmeye ihtiyaç duymayacak kadar açık olan, fıtri ve temel bir inançtır. 3. plantinga'nın upuygun temel inanç düşüncesi reidian epistemoloji ve calvinist teolojinin etkisi altındadır. thomas reid, bizim akıl ve muhakeme yetilerimiz dışında bilgi ve inanç üreten başka bilişsel yetilerimiz olduğunu, bunların hepsine birden sağduyu (common sense) denilebileceğini ve bir inancın yanlışlığı kanıtlanana kadar doğru olarak kabul edilmesi gerektiğini savunur. en önemli protestan reformculardan biri olan john calvin ise insan aklının vahiyden destek almaksızın gerçek
Alvin Plantinga ve Analitik Din FelsefesiFerhat Akdemir · Elis Yayınları · 20075 okunma