İmtihanın işlevselliğinin ortadan kalkmaması için masumlara da birtakım zararlar gelecek ama bu zararlar gerek dünyevi gelecekte gerekse ahirette fazlasıyla telafi edilecek ve böylece masumlar adaletsizlikten muhafaza edilmiş olacaktır.
İtiraf etmek gerekir ki insan, yaşadığı hadiseler kitabındaki müthiş ilahi sanatları yeterince takdir edememiştir. Meselelerin inceliklerini yeterince anlayamamıştır. Sükrü ve hayranlıkla vazifesinin hakkını verememiştir.

Binaenaleyh her yaratımın asıl beğenicisi ve takdir edicisi yüce Allah’ın bizzat kendisidir. Bundan ötürü ilahi sanatlar nasıl mükemmelse ilahi sanatların takdir ve beğenisi de o nispette mukaddes ve mükemmeldir.
En azından dünyanın da hayatın da merkezinin benliğimiz olmadığını, his ve heveslerimizin çizdiği yolda ilerlemediğimizi öğrenmemiz ve bize verilen şeylerin hep isteklerimize göre verilmediğini kabullenmemiz lazımdır.
Biz Allah’a aileyiz, üzerimizde O’nun idaresi var. Yaşadığımız hadiselerdeki asıl gerekçeler, O’na ait olan gayelerden çıkarılabilir. O, bizi üzmek ya da sevindirmek için değil, bize faydası olsun ya da zarar dokunsun diye de değil, bizim durumumuzdan bağımsız pek çok başka ilahi sebepten dolayı da hadiseler yaratır. Asıl özne O’dur. Üzerimizde icra ettiği hadiselerin hakiki hâkimi de O’dur. Bizim yürüttüğümüz tahminler değil, O’nun güttüğü hikmetler esastır.