Semra Beynel

Borderline hastaların yakınlık üzerine yaşadıkları çatışmalar, tek bir tema etrafında seyreder: Başka biriyle (ya da karşı cinsle) yaşanan yakın duygusal bağlılık, hastada yutulma ve terk edilme hislerini yeniden harekete geçirir, yani onu ortak yaşam girdabının içine çeker. Hasta, o kişiye karşı “çok yakın olduğu takdirde yutulacağını, “çok uzak kaldığı takdirde ise terk edileceğini düşünür. Kişiler arası ilişkiler açısından incelendiğinde, hasta yutulma ya da terk edilme korkuları içindedir. İntrapsişik olarak bakıldığında ise, hasta kendiliğini ya da sahip olduğu nesneyi kaybetmekten korkmaktadır.
Sayfa 106
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bunun yanında, anne ile çocuk arasında sezgisel ve empatik iletişim ile sağlanan başarılı bir ayrılma bireyleşme evresi çocukta, ödipal evrenin cinsel ve romantik unsurlar eklediği “kendini iyi hissetme? duygusunun başlangıcını oluşturur. Bu iki unsur, ileride bireyi bu tür hisleri ve iletişimi yani, bir nesneyi yeniden bulma durumunu yaşayabileceği bir eş seçmeye yöneltecektir, Freud bu durumu şöyle açıklamıştır: “Sevme duygusunun her evresi, tekrar eden çocuksu duygulara neden olur. Bir nesnenin bulunması, aslında o nesnenin tekrar bulunmasıdır (59)” Ayrılma-bireyleşme evresinde yaşanılan yoksunluk ve kendini kötü hissetmenin derecesi, ilk gelişimsel deneyimlerin daha sonraki yakın ilişkilerde girişilen tüm çabalarda ne derece etkili olup olamayacağını da belirleyecektir. Birçok insan, ayrılma-bireyleşme evresinde, ileride yaşayacakları yakın İlişkilerinde güçlüklere neden olan küçük travmalar yaşamıştır. Zira bir insan olan anne, çocuğunun gelişen bütün bireyselliğine karşı empatik ve sezgisel olma hususunda zorunlu niteliklere sahiptir. Bu yoksunluk yelpazesinin son noktası, borderline hastaların sevme kapasitelerinin patolojisinde görülmektedir.
Sayfa 106
Bir stres olarak yakınlığa özel olarak değinilmelidir. Sevgi ve yakınlık için gereken olgunlaşmış kapasite, gelişim süreci boyunca karşılaşılan çatışmalardan başarılı bir şekilde sıyrılabilindiği takdirde gerçekleşir. Ancak, çözümlenmesi zorunlu iki temel çatışma vardır. Bunlar; ayrılma-bireyleşme evresinde anneden ayrılma ve ödipal evrede anneyi ya da babayı bir sevgi nesnesi olarak görmekten vazgeçme.
Sayfa 105
Ancak yine de bütün borderline hastaların işlevseilikleri zayıf değildir. Birçoğu, iş hayatında oldukça başarılıdır. Genellikle sanatsal alanlarda inanılmaz yeteneklere sahip olup aktör, yazar, ressam, heykeltıraş, yapımcı ve yönetmendirler, ya da hukuk, tıp, mimarlık, muhasebe gibi meslek dallarında oldukça başarılıdırlar. Daha yakından incelendiğinde, bu meskeklerin kişisel yakınlık içeren ya da avukat ile müşterisi, doktor ile hastası gibi yakın ilişkilerin belirli sınırlar içerisinde kaldığı meslekler olduğu görülmektedir. Ayrıca, başarıları için şiddetli derecede anksiyete duydukları ve hiç de sağlıklı olmayan bir özel hayata yani zayıf nesne ilişkilerine sahip oldukları görülmektedir.
Sayfa 103
* Nesne sürekliliğinin önemi, bunun, bir nesne kaybını gidermek için son derece önemli olan süreç için bir gereksinim olduğu gerçeğiyle açıklanabilir. Bu süreç yas sürecidir. Eğer kişi kaybedilmiş nesne için kafasında zihinsel imgeler uyandıramıyorsa, bu kişi yeni nesne ilişkileri oluşturmak için, nesneyi kaybetmiş olmaktan kaynaklanan acı verici hislerden nasıl kurtulabilir ki ? Eğer kişi yas tutamıyorsa, nesne kaybına karşı ölümcül şekilde savunmasız hale gelir.
Sayfa 57