Semra Beynel

“Yetişkin borderline hastaların kişilik gelişimleri ayrılma-bireyleşme evresinin 18-36 aylarında duraklamıştır (147-149). Hastanın annesinden sorunlu bir ayrılık yaşaması, onun ileriki hayatında yaşayacağı bütün yakın ilişkilerini önceden yaşadığı o sorunlu ilişkinin bir tekrarı olarak görmesine neden olur ve bu da hastanın geçmişte yaşadığı yutulma ve terk edilme korkularını yeniden canlandırır. Hasta yetişkinlik evresinde kendini yakın ilişkilere karşı bağlanma korkusundan dolayı savunmak zorundadır. (149)
Sayfa 29
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10.bölüm - Şenel Karaman
Bütün kompleks travma yaşamış bireylerde olduğu gibi S.T.'nin beyni aşırı uyarılma ve kendini koruma modundan dolayı, güvende olduğundan emin olmak istiyor. Bunu sağlayabilmek için beden sürekli alarm durumunda kalıyor. Otoimmün hastalıklarda bağışıklığın normal durumları tehlike olarak algılayarak aşırı tepki vermesinin sürekli bir alarm ve tehditle mücadele durumu olduğunu da biliyoruz.
Sayfa 349
Umuyorum ki karmaşık TSSB dediğimiz, çocukluk çağı travmalarının çok ağır olduğu kompleks vakalarda meselelerin birden fazla olması dikkatinizi çekmiştir. Çoğunlukla, her bir meselenin ucu bir diğeriyle temas eder. Danışanlar, bir anıyı çalışırken sıklıkla bir sonraki hafta bir başka krizle seansa gelebilirler. Bu krizleri, duygusal anlamda danışanın zihninde biraz toparlamak, sonra anıyı çalışmaya devam etmek gerekir. Danışanımla hemen her anının içinde, bu bahsettiğim tipte, kritik ve danışanın regülasyonunu bozan çokça olay oldu. Hiçbir zaman, bir anıya başlayıp bitene dek sadece o tema ve anıya odaklanabildiğimiz olmadı, sıklıkla krizler çözdük. Hayat o kadar da beklemedi.
Sayfa 185
Yakınlarda, bu vakaya bir şekilde benzer bir durumla karşılaştım. Kafasından yaralanmış akıllı ve bilgili bir adam koku alma kanallarının (bunlar anterior fossa üzerindeki uzunca yolları boyunca zarar görmeye çok müsaittir) ciddi şekilde hasar görmesi nedeniyle koku alma duyusunu tamamen yitirmişti. Bu olayın yarattığı etkilerden dolayı şaşkındı ve kendini baskı altında hissediyordu: “Koku duyusu mu? Bunu hiç düşünmemiştim. Normal olarak böyle bir şeyi düşünmezsiniz ama onu kaybetmek, aniden kör olmak gibi. Hayat büyük ölçüde zevksiz ve heyecansız bir hale dönüştü. Kokunun ne büyük bir keyif ve mutluluk kaynağı olduğunu düşünemiyor insan. İnsanları kokluyorsun, şehri kokluyorsun, kitapları ve baharı kokluyorsun belki bilinçli olarak değil ama her şeyle ilgili temelde zengin bir bilinçaltına sahip olarak her şeyi kokluyorsun.Tüm dünyam aniden fakirleşti.”
Sayfa 181