Semra Beynel

Emma'nın kısa süreliğine yaşadığı bu farkındalık, bedeninin öfkeyi ve sıcaklığı aynı anda yaşamaya alışık olmadığını görmesini sağlamıştı. Kimse ona, sevdiği birine öfkelenebileceğini ve ilişkinin bu öfkeyle hayatta kalabileceğini öğretmemişti. Kimse ona, sevdiği birine öfkelenebileceğini ve kimsenin zarar görmesi gerekmediğini öğretmemişti. Kimse ona, sevdiği birine öfkelenebileceğini ve bunun onu kötü biri yapmadığını öğretmemişti. Kimse ona, sevdiği birine öfkelenebileceğini ve bu öfkenin onları birbirine daha da yakınlaştırabileceğini öğretmemişti. Emma'nın yüzleşmek istemediği duygularla yüzleşme konusundaki isteksizliği, değişime yol açacak yeni bir deneyimi yaşamasını engelliyordu. Birlikte çalışmak isteyip istemediği konusunda Emma'nın bir seçimi vardı fakat öfkeli olup olmadığı konusunda bir seçeneği olmadığını fark edememişti. Hiçbirimizin öfkeli olup olmama konusunda bir seçimi yok. Yalnızca öfkemizle ne yapacağımız üzerine çalışabiliriz.
Sayfa 156
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kardeşler, ebeveynlerine karşı hissettikleri ama işleyemedikleri duyguları birbirlerinden çıkarabilirler. Ebeveynler sağlam bir bağ kuramadığında, bu duyguları bir kardeşe yansıtmak daha kolay hâle gelir. Yani, kardeşler arasındaki sorunlar genellikle ebeveynlere karşı hissedilen duygularla ilgilidir. Kardeş zorbalığı da bu duyguları yönetmenin bir yoludur.”
Sayfa 132
Bir terapi seansı - aslında hayat da öyle -kendimizi açığa çıkarmakla saklamak arasında gidip gelen bir mücadeledir. İlk istek -kendimizi açığa vurma-sağlıklı duygusal bağışıklık sistemimizden beslenen, gerçeğe ve bağlantıya yönelik bir parçamızdır. İkinci istek ise - kendimizi saklama - ailenin, toplumun ve kültürün beklentilerine uymak için geliştirdiğimiz bir yönümüzdür. Her iki yan da bağlantı arar fakat saklayan taraf, gerçek bir bağlantının ne olduğunu anlamakta zorlanır.
Sayfa 129
Yalan söylemek —ister yanlış bilgi vererek ister doğruyu saklayarak olsun terapi için ölümcül bir darbedir. Terapinin ilerlemesini engelleyebilecek savunmalardan biridir. Terapistler zihin okuyamazlar. Genellikle bir terapist, danışanın yalan söylediğini bilmez ve bu konuda hiçbir şey yapamaz. Bu noktada, yalnız kalırsınız.
Sayfa 89
Cezalandırıcı utanç, birileri tarafından zorbalığa uğrama veya tekrar tekrar incitilme deneyimini takip eden duygu gibidir.Utanç saldırır. Utanç, çoğu zaman diğer duygulara karşı bir savunmadır. Nadir olarak terapötiktir. Öfke, sevgi, mutluluk, üzüntü, cinsel arzu ve suçluluk, hissedildiğinde terapötiktir (bu duyguların mutlaka dışa vurulması gerekmez). Utanç savunması ise şöyle der: Kafanı kuma göm ve kimseye korkunç hâlini gösterme! Sen kötüsün! Olduğun kişiden utanmalısın! Sonsuza kadar saklan!
Sayfa 79