Kitaplar ve Psikoloji
Kitapların açtığı kapıları bazen psikoloji tamamlar. Okuduklarımızı, hissettiklerimizi ve insan olmayı anlamaya dair içerikler için: 🌿 Klinik Psikolog @kln.psk.burcukes instagram.com/kln.psk.burcuke...
1000Kitap
Her gün daha iyi hissetmenin, daha güçlü olmanın, daha doğru düşünmenin yollarını anlatan sayısız cümleyle karşılaşıyoruz. Peki ya kulağa iyi gelen bu söylemler, insanı kendi gerçekliğinden uzaklaştırıyorsa? Uzm. Psk. Esra Oras, modern psikoloji dili içinde dolaşıma giren ve çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilen söylemleri titizlikle ele alıyor. “İzin vermediğin sürece kimse sana değersiz hissettiremez”, “Kendinden emin olursan, kimse seni etkileyemez”, “Kendine yetebildikten sonra kimseye ihtiyacın olmaz” gibi kabullerin neden eksik ve indirgemeci olduğunu görünür kılıyor. İnsanın kırılganlığını ve sınırlılığını yok sayan bu dilin, kısa vadede güç verirken uzun vadede nasıl bir yabancılaşma ürettiğini sorgulamaya açıyor. Yazar aynı zamanda inançlı bireylerin psikolojiyle kurduğu mesafeyi, kopuş ve teslimiyet uçlarının ötesinde yeniden düşünmeye davet ediyor. Psikoterapi insanı bencilleştirir mi? İnançla çelişir mi? Tevekkül eden biri terapiye ihtiyaç duymamalı mı? Kaygı, üzüntü ve kararsızlık yaşamak iman zayıflığına mı işaret eder? Bu soruları ve ardındaki tereddütleri görünür kılarak daha samimi bir temas imkânı arıyor. Bizi, doğru bildiklerimizi sorgulamaya ve insan olmanın kırılgan gerçekliğiyle temas etmeye çağırıyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yara her anlatıldığında biraz daha 'ben' olur. İyileşmek artık yarayı kaybetmek değil - benliği kaybetmek- gibi. İbrahimi cesaret şu soruyu sordurur. “Yaramı bırakırsam ben kim olurum?" İyileşmesini istemediğimiz içimize diktiğimiz "putlaşmış" yaralarımız var mi? Psk. Erva kiray
Jung “neden böylesin” diye sormazdı. Onu ilgilendiren soru şuydu: “Neden buna tutunuyorsun?”. Yorgunluk, sertlik, “kimseye ihtiyacım yok” tavrı…çoğu zaman bilinç dışındaki gizli bir kazancın işaretidir. Bazen tanıdık acı, bilinmeyen iyiden daha güvenli gelir. Bu soru insanı suçlamaz; tam tersine, sorumluluğa davet eder. Uzm.Psk.İlkem KUTLU
"Bazen bir makas sesi, binlerce çığlıktan daha gürültülüdür. Psikopatolojide radikal bir saç kesimi, sadece bir stil değişikliği değil; çoğu zaman Disosiyatif Füg benzeri bir kaçışın veya ağır bir Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) etkisinin bedensel dışavurumudur. Ruh, taşıyamayacağı kadar ağır bir yükle karşılaştığında, savunma mekanizmaları devreye girer. Kişi, zihnindeki o karanlık odayı kilitleyemediğinde, müdahale edebileceği en somut şeye, yani kendi görüntüsüne saldırır. Bu, patolojik bir "yeniden doğuş" arzusudur; ancak bu doğum, sancılı bir kopuşla gerçekleşir. Neden mi? Hayatındaki kaosu yönetemeyen birey, saçlarını keserek "Hala kendi üzerimde mutlak bir otoriteye sahibim" mesajını kendine kanıtlamaya çalışır. Bu, içsel bir yıkımın fiziksel restorasyon çabasıdır. Saçlar, yaşanmışlıkların ve travmaların hücresel bir arşivi gibidir. O makas darbesi, aslında geçmişin hayaletlerinden kurtulmak için yapılan sembolik bir amputasyondur. Bazen aynadaki yüze tahammül edememek, o yüzün bir parçası olan saçı feda etmeyi gerektirir. Eski benliğe ait ne varsa dökülsün istenir; çünkü o saçlara dokunan eller artık yabancıdır." | Psk. Dilara Çetin
Alıntı
Bir de işin içine Psk Danışmanlığın verdiği bakış açısı girince, insan sadece olayı değil; alt metni, savunma mekanizmasını, eksik bırakılmış cümleyi de görüyor.👀 O yüzden bazı yazılarım yaşanmışlık gibi duruyor olabilir. Çünkü insanı biraz tanıyınca, kimsenin birbirinden tamamen farklı acılar yaşamadığını anlıyorsunuz. Ama her acı ve yaşanmışlık kişinin kendisine özel oluyor. 🤓
Alıntı