İçinde büyüyen bir sessizliği taşıdın hep.
Etrafında oynanan bir sürü olay ve insanları karşıdan izleyen bir çift göz taşıdın.
Öyle ki, izlediklerin içindeki sessizliği daha da büyüttü.
Bazen çıkıp dokunmak istedin başkalarına.
Ait olmak için vermen gerektiğine o kadar inandırılmışsın ki her dokunduğuna elindekileri vermek için can atmışsın. Nerede bir yaralı görsen yarasını sarmak için yüreğin kıpır kıpır etmiş.
Bir gün içindeki sessizliği kenara bırakıp sen de kendi hayatının şarkısını söylemeye niyet etmişsin.
Şarkını dinleyeceklerine umarak.
Lakin sana gülücükler saçan o kalabalık bir an da sırtını dönmüş teker teker.
O kadar uzaklaşmışlar ki en baştaki halinle yalnızca uzaktan izlemek zorunda kalmışsın.
Yine o küçük sen geri gelmiş sanki.
Kocaman kalabalığı izleyen bir çift göz..
//Kendi ihtiyaçlarımızın olabileceği gerçeğini çok uzun süre yansıdığımızda hakkımız olanları dahi isterken içimizde hep bir utangaç çocuk taşırız. Ama insan kendi ihtiyaçlarını da fark ettikçe ve talep etmeyi öğrendikçe samimi ilişkiler kurabilir. Ve en önemlisi ilişkiler içinde var olduğunu hissedebilir. Ancak bu talep başkalarının da ihtiyaçlarını fark eden, sınırlarına saygı gösteren bir çizgide olmalıdır.