Senin gerçekten kastederek, bana en son beni sevdiğini söylediğin zamandan bu yana ilk defa istenildiğimi hissediyordum.
Ve bunu ne kadar özlediğimi de şu anda farkına varıyordum.
Kılıcına el atma,
Şimdi deyiş çağıdır.
Ortalıkta dolaşan
Ak kımız çamçağıdır.
Yad elde oturanlar
Bil ki yurt kaçağıdır.
Senin kılıç dediğin
Türkün oyuncağıdır.
Gülüyor. Kahkaha atıyor. Mutlu?
Son kelime duraksamama neden oldu. Bugünlerde mutluluk
düşüncesi, efsane ya da peri masalı gibiydi. Korkunç bir
evde büyüyen küçücük bir kızın, bir parçası olmak istediği ama
kalbinde içten içe bunun sadece hayal olduğunu bildiği türden
bir rüyaydı.